2 Temmuz 2010 Cuma

Tık... Tık... Kim o?

HTSPOR

Lyon’un orta sahadaki yıldızı Kim Kallström için pazarlıklar kıyasıya başladı. Yaklaşık 2 haftadır yurt dışında bulunan ve İspanya, Almanya, Fransa’yı dolaşan sportif direktör Adnan Sezgin, önceki gün Lyon’un kapısını bir kere daha çaldı. İsveçli önlibero için kesenin ağzını açan G.Saray yönetimi, Fransız kulübüne son olarak 6 milyon Euro teklif etti. Lyon’un ise istediği 8 milyon Euro’luk rakamda son olarak 7.5 milyon Euro’ya düştüğü vurgulandı.

LYON, ASLAN’IN FUTBOL ŞUBESİ!
Yönetimin daha fazla fiyat artırmayı düşünmediği belirtilirken, Fransız kulübünün bonservis bedelini geniş vadeye yaymak istememesi de ayrıca önemli bir problem yarattı. Geçtiğimiz yıl Abdul Kader Keita için 7 milyon Euro karşılığında anlaşma sağlayan iki kulüp, bir önceki yılda da Milan Baros için el sıkışmıştı. Galatasaray, bir yandan Lyon Kulübü ile bonservis konusunda anlaşmaya, diğer yandan da Kallström’ü Sarı-Kırmızılı formayı giymesi için ikna etmeye etmeye çalışıyor.


Kaynak:Habertürk

"Maç başına olmaz abi"

HTSPOR

Taraftar baskısıyla kadroda tutulmak istenen Kewell’a yapılanmaç başına para teklifine olumsuz cevap geldi. Avustralyalı yıldız, “Maç başına gelmem” diyerek teklifi geri çevirdi. Geçtiğimiz 2 yıl boyunca G.Saray’da yıllık 2 milyon Euro alan futbolcu, yine aynı rakamla ve 2 yıllık anlaşma talebinde bulundu. Kewell’ın bu tavrına şaşıran yönetim, yıllık 1milyon Euro’luk son bir teklif yapacak.


Kaynak:Habertürk

Es-Es bombayı patlatacak!

Çalımbay, Eskişehirspor tesislerinde düzenlediği basın toplantısında, takımın yarın Bolu'da başlayacak kampına 26 kişilik kadrosuyla gittiğini, kampa yeni transferlerin de katılacağını söyledi.

Eskişehirspor'un geçen sezon bazı konularda hatalarının bulunduğunu ifade eden Çalımbay, ''Gelecek sezon hataların tekrarlanmaması için yönetim ve futbolcularla oturup konuşacağız. Bolu kampımız kondisyon ağırlıklı olacak. Burada Bucaspor ile bir maç yapacağız. Avusturya'nın Viyana kentindeki kampa 18 Temmuzda hareket edeceğiz. Viyana'da 4-5 maç yapacağız. Eskişehir'e 28-29 Temmuzda döneceğiz. Fahri Tatan ile kamp sonrasında masaya oturabiliriz. Bu, Fahri'nin kamptaki durumuna bağlı'' dedi.

TRANSFER ÇALIŞMALARI
Çalımbay, transfer konusunda yoğun çalışmalarının sürdürüldüğünü ve defansa, orta sahaya ve orta sahanın soluna birer oyuncu almak istediklerini bildirdi.

Transfer edilmesi planlanan futbolcuların takımdaki mevcut oyunculardan daha iyi olması gerektiğini anlatan Çalımbay, şöyle devam etti:

''FIFA 2010 Dünya Kupası'nda oynayan birkaç futbolcuyla görüşüyoruz. Cezayirli Halliche ve Yahia ile görüştük. Ancak, birisiyle maddi açıdan anlaşamadık. Bu oyuncularla 5 ve 6 Temmuzda tekrar görüşeceğiz. Brezilyalı genç futbolcu Alison Freitos ile anlaştık. Alison, Bolu kampına katılacak. Defansımıza çok önem vermemiz gerekiyor. Defans hataları yüzünden çok puanlar verdik. O hatalar olmasaydı ligi 4'üncü bitirebilirdik. Milan'dan Oguchi Onyewu ile görüşeceğiz. Onyewu'yu transfer edersek defans sorunumuzu çözeceğiz. Bu futbolcuları Avusturya kampına dahil etmek istiyoruz. Takıma 4'ten fazla oyuncu almayacağız. Benim istediğim bütün oyuncuları aldık. Rekabetçi bir takım oluşturacağız.''

Eskişehirspor Teknik Asbaşkanı Nihat Çuhadar da takımın kendisini yakışan futbolcuları transfer ederek Viyana kampına yetiştireceğini ifade ederek, Eskişehirspor'un transfer edilecek futbolcuları belirlediğini ve transfer konusunda enim adımlarla ilerlendiğini bildirdi.

Eskişehirspor Basın Sözcüsü Erdal Şahbaz da takımın gelecek sezon için Eti ile sponsorluk anlaşmasını yenilediğini belirterek, Eskişehirspor ile Eti'nin ticari ve sportif anlamdaki başarılarının devam edeceğini söyledi.


Kaynak:Habertürk

Kendini parçalıyor!

HTSPOR

Kartal’da sakatlığı geçen Bobo salonda, kaleci Rüştü sahada çalıştı. Ekrem ise düz koşu yapmakla yetindi. İdmanlarda, Bobo’nun yokluğunda çift kalelerde forvette görev alan Mert Nobre, hırsıyla dikkat çekiyor. Nobre, Schuster’in gözüne girmek için var gücüyle çalışıyor.


Kaynak:Habertürk

Arena yükseliyor!

Yapımı büyük bir hızla devam eden Türk Telekom Arena'nın inşaatında önemli mesafeler kat edildi. Sarı-kırmızılı camianın heyecanla beklediği yeni stattan son kareler...

 Galeri için tıklayınız...


Kaynak:Habertürk

Bizim yabancılar takımı Dünya Kupası'nda ne yapar?

Dünya Kupası’nı seyrediyoruz.
Taktiksel devrim ya da dönüşüm göremediğimiz A planına disiplinle bağlı takımların mücadelesini izlediğimiz bir turnuva takip ediyoruz.
Niyetim Dünya Kupası analizi değil. Niyetim, gerçekten de kötü bir lige sahip olup olmadığımız sorusunun yanıtı aramak. Biraz fantezi ile elbette. Şimdi size bir takım yazacağım. Sizler de oyuncu çıkarıp ekleyin. Yedekleri belirleyin ve kendiniz düşünün...
Turkcell Süper Lig’in yabancı oyuncularından kurulan bir takım Dünya Kupası’nda ne yapardı?

Benim dizilişim 4-1-3-2. Siz kendi takımınızı belirleyin.
Kaleci: Ivankov
Savunma: Lucas Neill - Lugano - Ferrari - Andre Santos
Savunma önüne tek önlibero: Ernst
Bu hattın önüne 3’lü orta saha: Kewell - Elano - Quaresma
Hücum hattı: Tek santrfor Baros ve hemen arkasında Alex

* *

Hasagiç’i, Souleymanou’yu, Bobo’yu, Colman’ı, Song’u, Vittek’i, Geremi’yi, Keita’yı, Stoch’u, Sivok’u, Tello’yu ve Makukula’yı da yedek belirledik diyelim. Bu 23 kişilik kadroyu da Bernd Schuster’e emanet ettik farz edelim. Bu takım Dünya Kupası’nda bence en azından son 16’ya kalır. Çeyrek ve yarı final için ise Hayal” denilemez. Turkcell Süper Lig çokça kötü yabancının cirit attığı bir platform olma yolundan en azından iyi bir 23 kişilik kadroya sahip hale gelmiş demektir. Bu sayıyı 40’lara, 50’lere çıkardığımızda ligimizin Avrupa standartlarında mücadele alanı da genişleyecektir.

'AYKUT' BİZİM ASKER ARKADAŞIMIZ MI?
Türk spor medyasında bir hastalık var. Bu hastalığın en önemli nedeni alışkanlık olsa da diğer önemli nedeni Türk teknik adamların yabancılara göre kendi işlerini önemsememeleri. Ya da ilişkilerini ‘cıvık’ tutmaları diyebiliriz. Geçen yıl Milli Takım’a ismi geçtiği dönemde Ertuğrul Sağlam için de “İsmini Ertuğrul’dan Sağlam’a geçirememiş teknik adam Milli Takım çalıştıramaz” diye bir yazı yazmıştım. Nitekim hem Ertuğrul Hoca bu yanlış tavrı değiştirecek mesafeyi doğru ayarladı hem de sezon sonu Türkiye tarihine geçen bir şampiyonluk kazanarak artık ismini Ertuğrul Sağlam olarak spor medyasının zihnine kazıdı.

Şimdi aynı yoldan Aykut Kocaman’ın da geçmesi gerekiyor. Baktım ki Aykut Kocaman da ‘Aykut’lu manşetler’e konu olmuş. Spor medyası yabancı teknik adamlara gösterdiği hassasiyeti yerli teknik adamlara da göstermelidir evet. F.Bahçe’nin teknik direktörü bizim asker arkadaşımız olmadığına göre soyadıyla anılmalıdır evet. Onunla ilgili haberlerde ‘Kocaman’, ya da en azından ‘Aykut Hoca’ tanımlaması yapılmalıdır ona da evet. Ancak Aykut Kocaman da maalesef bu yanlış geleneği değiştirecek yolun kariyer yapmaktan geçtiğini bilmelidir. Takımı onun bir hatasıyla yenildiğinde soyadına gönderme yapan manşetlere, başlıklara şimdiden hazırlanmalıdır. Ne yazık ki Türk teknik adamlar Türkiye’de işlerini yapmak için sadece kariyerlerini değil, adsoyadlarını da taşın altına koymak zorundalar.

AZİZ YILDIRIM'IN BAHANESİ KALMADI!
Hep ne diyordu? “Avrupa’da başarılı olamıyoruz çünkü tüm rakipler sınırsız yabancı ile sahaya çıkıyor. Biz 6 yabancıya mahkumuz. Türk oyuncular da Avrupa için yeterli standartlarda değil.” Şimdi 6+2+2 yabancı hakkı ile her takımın kadrosunda 10 yabancı oyuncu olabilecek. Yani bir Avrupa Kupası maçında F.Bahçe 10 yabancıyla sahaya çıkabilecek. Tek bir Türk oyuncu da kaliteyi bozmaz herhalde!!! Aziz Yıldırım’ın bahanesi kalmadı. Bu işin yabancının niceliğiyle değil niteliğiyle ilgili olduğu bu sezon ortaya çıkacak.

BEŞİKTAŞ BİR ÇABUK FORVETLE ÇOK İYİ BİR TAKIM OLABİLİR!
Şu ana kadar beni yeni sezon için en çok heyecanlandıran transferleri Beşiktaş yaptı. Schuster, takımın 2 sezondur alıştığı kimyaya (Mustafa Denizli rahatlığı) aykırı bir isim olmakla beraber kaliteli bir teknik adam. Kendisi sadece Real Madrid döneminden değil, Getafe’de mucizeler yarattığı dönemden beri saygıyla takip ettiğim bir isim. Ayrıca iddia ediyorum Quaresma, Schuster var diye geldi.
Takıma takviye konusunda ise Q7’nin ve Hilbert’in kadroya dahil olmaları, yönetimin ve teknik ekibin şu ana kadar doğru teşhisler yaptıklarını gösterir.

Kanat ortalarıyla en az gol atan büyük takım olan Beşiktaş, kanat hücumları sorununu azaltacak gibi görünüyor. Bence ligin iyi santrforlarından Bobo’nun da kadroda tutulduğu düşünüldüğünde Beşiktaş’ın bir de kapalı savunmaları göbekten çalımlarla açabilecek çabuk bir forvet oyuncusuna ihtiyacı var gibi görünüyor. Bunun yanı sıra bir de yerli sağ bek takviyesi takımın her hattını bol alternatifli bir görüntüye büründürür. 2 nokta transfer ve gönderilecek yabancının doğru seçilmesiyle (Malum, takımın neredeyse 20 yabancısı
var!!!) Beşiktaş ligin en dikkat çeken takımı olur.


Kaynak:Habertürk

"Gelirim ama..."

Galatasaray’da transfer işleri yine karıştı.
Sarı-Kırmızılı takımın uzun süreden beri peşinden koştuğu Barcelona’nın Meksikalı yıldız oyuncusu Rafael Marquez, kendisine iletilen teklife teşekkür edip “Neden olmasın?” diyerek açık kapı bıraktı. Ancak yıldız futbolcu, yıllık ücret olarak Barcelona’dan kazandığı parayı baz göstererek istediği rakamda indirim yapmadı. Barça’dan yıllık 4 milyon Euro ücret aldığını söyleyen Marquez menajeri aracılığıyla yapılan ilk görüşmede de aynı rakamı isteyince Cimbom’un eli yanmış ve indirim yapılması için görüşmeleri sıklaştırmıştı. Ancak Dünya Kupası’nda Meksika Milli Takımı’nda başarılı bir performans çizen Marquez’in talipleri artınca, beklenen indirim de gerçekleşmedi.

SON KARARI GUARDIOLA VERECEK
“Rijkaard’la seve seve çalışırım. Onun olduğu her yere giderim. Ancak ücretimi de garanti olarak isterim” diyen tecrübeli defans oyuncusunun 4 milyon Euro’luk talebinden vazgeçmediği ifade edildi. Barcelona Kulübü ise Marquez konusunda teknik direktörleri Guardiola’nın vereceği karar doğrultusunda hareket edeceği açıklamasında bulunarak, yedek kalan bu oyuncuyu satabileceklerini dile getirdi.

HTSPOR / Erhan TELLİ


Kaynak:Habertürk

Süper Lig yabancı takımı Dünya Kupası'nda ne yapar?

Dünya Kupası’nı seyrediyoruz.
Taktiksel devrim ya da dönüşüm göremediğimiz A planına disiplinle bağlı takımların mücadelesini izlediğimiz bir turnuva takip ediyoruz.
Niyetim Dünya Kupası analizi değil. Niyetim, gerçekten de kötü bir lige sahip olup olmadığımız sorusunun yanıtı aramak. Biraz fantezi ile elbette. Şimdi size bir takım yazacağım. Sizler de oyuncu çıkarıp ekleyin. Yedekleri belirleyin ve kendiniz düşünün...
Turkcell Süper Lig’in yabancı oyuncularından kurulan bir takım Dünya Kupası’nda ne yapardı?

Benim dizilişim 4-1-3-2. Siz kendi takımınızı belirleyin.
Kaleci: Ivankov
Savunma: Lucas Neill - Lugano - Ferrari - Andre Santos
Savunma önüne tek önlibero: Ernst
Bu hattın önüne 3’lü orta saha: Kewell - Elano - Quaresma
Hücum hattı: Tek santrfor Baros ve hemen arkasında Alex

* *

Hasagiç’i, Souleymanou’yu, Bobo’yu, Colman’ı, Song’u, Vittek’i, Geremi’yi, Keita’yı, Stoch’u, Sivok’u, Tello’yu ve Makukula’yı da yedek belirledik diyelim. Bu 23 kişilik kadroyu da Bernd Schuster’e emanet ettik farz edelim. Bu takım Dünya Kupası’nda bence en azından son 16’ya kalır. Çeyrek ve yarı final için ise Hayal” denilemez. Turkcell Süper Lig çokça kötü yabancının cirit attığı bir platform olma yolundan en azından iyi bir 23 kişilik kadroya sahip hale gelmiş demektir. Bu sayıyı 40’lara, 50’lere çıkardığımızda ligimizin Avrupa standartlarında mücadele alanı da genişleyecektir.

'AYKUT' BİZİM ASKER ARKADAŞIMIZ MI?
Türk spor medyasında bir hastalık var. Bu hastalığın en önemli nedeni alışkanlık olsa da diğer önemli nedeni Türk teknik adamların yabancılara göre kendi işlerini önemsememeleri. Ya da ilişkilerini ‘cıvık’ tutmaları diyebiliriz. Geçen yıl Milli Takım’a ismi geçtiği dönemde Ertuğrul Sağlam için de “İsmini Ertuğrul’dan Sağlam’a geçirememiş teknik adam Milli Takım çalıştıramaz” diye bir yazı yazmıştım. Nitekim hem Ertuğrul Hoca bu yanlış tavrı değiştirecek mesafeyi doğru ayarladı hem de sezon sonu Türkiye tarihine geçen bir şampiyonluk kazanarak artık ismini Ertuğrul Sağlam olarak spor medyasının zihnine kazıdı.

Şimdi aynı yoldan Aykut Kocaman’ın da geçmesi gerekiyor. Baktım ki Aykut Kocaman da ‘Aykut’lu manşetler’e konu olmuş. Spor medyası yabancı teknik adamlara gösterdiği hassasiyeti yerli teknik adamlara da göstermelidir evet. F.Bahçe’nin teknik direktörü bizim asker arkadaşımız olmadığına göre soyadıyla anılmalıdır evet. Onunla ilgili haberlerde ‘Kocaman’, ya da en azından ‘Aykut Hoca’ tanımlaması yapılmalıdır ona da evet. Ancak Aykut Kocaman da maalesef bu yanlış geleneği değiştirecek yolun kariyer yapmaktan geçtiğini bilmelidir. Takımı onun bir hatasıyla yenildiğinde soyadına gönderme yapan manşetlere, başlıklara şimdiden hazırlanmalıdır. Ne yazık ki Türk teknik adamlar Türkiye’de işlerini yapmak için sadece kariyerlerini değil, adsoyadlarını da taşın altına koymak zorundalar.

AZİZ YILDIRIM'IN BAHANESİ KALMADI!
Hep ne diyordu? “Avrupa’da başarılı olamıyoruz çünkü tüm rakipler sınırsız yabancı ile sahaya çıkıyor. Biz 6 yabancıya mahkumuz. Türk oyuncular da Avrupa için yeterli standartlarda değil.” Şimdi 6+2+2 yabancı hakkı ile her takımın kadrosunda 10 yabancı oyuncu olabilecek. Yani bir Avrupa Kupası maçında F.Bahçe 10 yabancıyla sahaya çıkabilecek. Tek bir Türk oyuncu da kaliteyi bozmaz herhalde!!! Aziz Yıldırım’ın bahanesi kalmadı. Bu işin yabancının niceliğiyle değil niteliğiyle ilgili olduğu bu sezon ortaya çıkacak.

BEŞİKTAŞ BİR ÇABUK FORVETLE ÇOK İYİ BİR TAKIM OLABİLİR!
Şu ana kadar beni yeni sezon için en çok heyecanlandıran transferleri Beşiktaş yaptı. Schuster, takımın 2 sezondur alıştığı kimyaya (Mustafa Denizli rahatlığı) aykırı bir isim olmakla beraber kaliteli bir teknik adam. Kendisi sadece Real Madrid döneminden değil, Getafe’de mucizeler yarattığı dönemden beri saygıyla takip ettiğim bir isim. Ayrıca iddia ediyorum Quaresma, Schuster var diye geldi.
Takıma takviye konusunda ise Q7’nin ve Hilbert’in kadroya dahil olmaları, yönetimin ve teknik ekibin şu ana kadar doğru teşhisler yaptıklarını gösterir.

Kanat ortalarıyla en az gol atan büyük takım olan Beşiktaş, kanat hücumları sorununu azaltacak gibi görünüyor. Bence ligin iyi santrforlarından Bobo’nun da kadroda tutulduğu düşünüldüğünde Beşiktaş’ın bir de kapalı savunmaları göbekten çalımlarla açabilecek çabuk bir forvet oyuncusuna ihtiyacı var gibi görünüyor. Bunun yanı sıra bir de yerli sağ bek takviyesi takımın her hattını bol alternatifli bir görüntüye büründürür. 2 nokta transfer ve gönderilecek yabancının doğru seçilmesiyle (Malum, takımın neredeyse 20 yabancısı
var!!!) Beşiktaş ligin en dikkat çeken takımı olur.


Kaynak:Habertürk

Süper Lig karması Dünya Kupası'nda ne yapar?

Dünya Kupası’nı seyrediyoruz.
Taktiksel devrim ya da dönüşüm göremediğimiz A planına disiplinle bağlı takımların mücadelesini izlediğimiz bir turnuva takip ediyoruz.
Niyetim Dünya Kupası analizi değil. Niyetim, gerçekten de kötü bir lige sahip olup olmadığımız sorusunun yanıtı aramak. Biraz fantezi ile elbette. Şimdi size bir takım yazacağım. Sizler de oyuncu çıkarıp ekleyin. Yedekleri belirleyin ve kendiniz düşünün...
Turkcell Süper Lig’in yabancı oyuncularından kurulan bir takım Dünya Kupası’nda ne yapardı?

Benim dizilişim 4-1-3-2. Siz kendi takımınızı belirleyin.
Kaleci: Ivankov
Savunma: Lucas Neill - Lugano - Ferrari - Andre Santos
Savunma önüne tek önlibero: Ernst
Bu hattın önüne 3’lü orta saha: Kewell - Elano - Quaresma
Hücum hattı: Tek santrfor Baros ve hemen arkasında Alex

* *

Hasagiç’i, Souleymanou’yu, Bobo’yu, Colman’ı, Song’u, Vittek’i, Geremi’yi, Keita’yı, Stoch’u, Sivok’u, Tello’yu ve Makukula’yı da yedek belirledik diyelim. Bu 23 kişilik kadroyu da Bernd Schuster’e emanet ettik farz edelim. Bu takım Dünya Kupası’nda bence en azından son 16’ya kalır. Çeyrek ve yarı final için ise Hayal” denilemez. Turkcell Süper Lig çokça kötü yabancının cirit attığı bir platform olma yolundan en azından iyi bir 23 kişilik kadroya sahip hale gelmiş demektir. Bu sayıyı 40’lara, 50’lere çıkardığımızda ligimizin Avrupa standartlarında mücadele alanı da genişleyecektir.

'AYKUT' BİZİM ASKER ARKADAŞIMIZ MI?
Türk spor medyasında bir hastalık var. Bu hastalığın en önemli nedeni alışkanlık olsa da diğer önemli nedeni Türk teknik adamların yabancılara göre kendi işlerini önemsememeleri. Ya da ilişkilerini ‘cıvık’ tutmaları diyebiliriz. Geçen yıl Milli Takım’a ismi geçtiği dönemde Ertuğrul Sağlam için de “İsmini Ertuğrul’dan Sağlam’a geçirememiş teknik adam Milli Takım çalıştıramaz” diye bir yazı yazmıştım. Nitekim hem Ertuğrul Hoca bu yanlış tavrı değiştirecek mesafeyi doğru ayarladı hem de sezon sonu Türkiye tarihine geçen bir şampiyonluk kazanarak artık ismini Ertuğrul Sağlam olarak spor medyasının zihnine kazıdı.

Şimdi aynı yoldan Aykut Kocaman’ın da geçmesi gerekiyor. Baktım ki Aykut Kocaman da ‘Aykut’lu manşetler’e konu olmuş. Spor medyası yabancı teknik adamlara gösterdiği hassasiyeti yerli teknik adamlara da göstermelidir evet. F.Bahçe’nin teknik direktörü bizim asker arkadaşımız olmadığına göre soyadıyla anılmalıdır evet. Onunla ilgili haberlerde ‘Kocaman’, ya da en azından ‘Aykut Hoca’ tanımlaması yapılmalıdır ona da evet. Ancak Aykut Kocaman da maalesef bu yanlış geleneği değiştirecek yolun kariyer yapmaktan geçtiğini bilmelidir. Takımı onun bir hatasıyla yenildiğinde soyadına gönderme yapan manşetlere, başlıklara şimdiden hazırlanmalıdır. Ne yazık ki Türk teknik adamlar Türkiye’de işlerini yapmak için sadece kariyerlerini değil, adsoyadlarını da taşın altına koymak zorundalar.

AZİZ YILDIRIM'IN BAHANESİ KALMADI!
Hep ne diyordu? “Avrupa’da başarılı olamıyoruz çünkü tüm rakipler sınırsız yabancı ile sahaya çıkıyor. Biz 6 yabancıya mahkumuz. Türk oyuncular da Avrupa için yeterli standartlarda değil.” Şimdi 6+2+2 yabancı hakkı ile her takımın kadrosunda 10 yabancı oyuncu olabilecek. Yani bir Avrupa Kupası maçında F.Bahçe 10 yabancıyla sahaya çıkabilecek. Tek bir Türk oyuncu da kaliteyi bozmaz herhalde!!! Aziz Yıldırım’ın bahanesi kalmadı. Bu işin yabancının niceliğiyle değil niteliğiyle ilgili olduğu bu sezon ortaya çıkacak.

BEŞİKTAŞ BİR ÇABUK FORVETLE ÇOK İYİ BİR TAKIM OLABİLİR!
Şu ana kadar beni yeni sezon için en çok heyecanlandıran transferleri Beşiktaş yaptı. Schuster, takımın 2 sezondur alıştığı kimyaya (Mustafa Denizli rahatlığı) aykırı bir isim olmakla beraber kaliteli bir teknik adam. Kendisi sadece Real Madrid döneminden değil, Getafe’de mucizeler yarattığı dönemden beri saygıyla takip ettiğim bir isim. Ayrıca iddia ediyorum Quaresma, Schuster var diye geldi.
Takıma takviye konusunda ise Q7’nin ve Hilbert’in kadroya dahil olmaları, yönetimin ve teknik ekibin şu ana kadar doğru teşhisler yaptıklarını gösterir.

Kanat ortalarıyla en az gol atan büyük takım olan Beşiktaş, kanat hücumları sorununu azaltacak gibi görünüyor. Bence ligin iyi santrforlarından Bobo’nun da kadroda tutulduğu düşünüldüğünde Beşiktaş’ın bir de kapalı savunmaları göbekten çalımlarla açabilecek çabuk bir forvet oyuncusuna ihtiyacı var gibi görünüyor. Bunun yanı sıra bir de yerli sağ bek takviyesi takımın her hattını bol alternatifli bir görüntüye büründürür. 2 nokta transfer ve gönderilecek yabancının doğru seçilmesiyle (Malum, takımın neredeyse 20 yabancısı
var!!!) Beşiktaş ligin en dikkat çeken takımı olur.


Kaynak:Habertürk

İtina ile kulüp çıldırtılır!

Sarı-Lacivertliler’de sıkıntılar bitmek bilmiyor. Sezonun bitimiyle birlikte bir anda Daum kriziyle baş başa kalan yöneticiler, şimdi de Daniel Güiza ile uğraşıyor. Hatırlanacağı gibi Daum Fenerbahçe ile yolları ayırmak için 9 milyon Euro’ya varan bir tazminat talep ediyordu. Bunu ödemek istemeyen başkan Aziz Yıldırım ve yönetimi ise tecrübeli çalıştırıcıyı yıldırmak için psikolojik savaş başlattı. Bunun sonucunda da Daum kimsenin olmadığı ve tamirat halindeki Samandıra Tesisleri’ne bir memur gibi her sabah gidip akşama kadar kaldı. Gergin geçen günler sonunda zor da olsa yollar ayrıldı.

Şimdi aynı psikolojik savaş Daniel Güiza ile yaşanmaya başlandı. Ancak bu defa yönetim karşısındaki yıpratan konumunda değil. Sarı-Lacivertliler, maliyeti 17 milyon Euro’yu bulan Güiza’yı iyi bir paraya göndermek istiyor. İspanyol yıldız ise ucuza da olsa takımdan ayrılmayı düşünüyor. Bunun için de başkan Aziz Yıldırım ve yöneticileri yıldırmak için her şeyi yapıyor.

KOCAMAN KESİNLİKLE İSTEMİYOR
Yönetim, Güiza’ya sezonun ilk antrenmanına zamanında katılması için uçak bileti gönderirken, kendisini ve menajerini de bu konuda uyardı. Ancak İspanyol futbolcu verilen bileti bir kenara atıp kendi istediği uçakla İstanbul’a geldi ve ilk idmana çıkmadı. Bununla da yetinmeyip ertesi günkü sağlık kontrollerine de gitmeyen Okçu, “Topuğumdan sakatım” diyerek salonda kafasına göre vakit geçirdi. Yönetimin hastanede kontrolden geçirdiği oyuncuda hiçbir sorun bulunamadı.

Teknik direktör Aykut Kocaman da zaten bu futbolcuyu hiç düşünmüyor. Kocaman, görevdeyken de Alman hocaya “Güiza’da ısrar etme. Gökhan Ünal ve Semih’ten faydalan” demişti. Bunu bilen İspanyol yıldız da yönetimin kendisini göndermesi için her türlü taktiği uyguluyor.

HTSPOR / Senad OK


Kaynak:Habertürk