1 Şubat 2011 Salı

Messi'nin kuzeni İspanya'da

 Barcelona'nın Arjantinli forveti Lionel Messi'nin kuzeni Emmanuel Biancuchi, İspanya 2. ligi takımlarından Girona ile sözleşme imzaladı.

Girona kulübünün internet sitesindeki açıklamada, Münih 1860'dan transfer edilen 22 yaşındaki Biancuchi'ye verilen ücret belirtilmedi.

Messi gibi Newell's Old Boys'da futbola başlayan ve orta sahada oynayan Biancuchi, 2008'de Münih 1860'a transfer olmuştu.


Kaynak:Habertürk

Yeni rengi Sarı-Lacivert!

Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na gönderilen ve Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yer alan açıklamada, Ali Kuçik'in 2010-2011 sezon sonuna kadar Bucaspor Kulübü'ne geçici transfer edildiği bildirildi.

Şirketten yapılan açıklamada, ''Şirketimizin profesyonel futbolcularından Ali Kuçik'in 2010-2011 sezon sonuna kadar Bucaspor Kulübü'ne geçici transferi konusunda anlaşma sağlanmıştır'' denildi.


Kaynak:Habertürk

Ana kuzusu Alditore Bursa'da!

Uğur USLUBAŞ / BURSA (AHT)

Bursaspor'un anlaşma sağladığı Alditore, annesi ile birlikte Bursa'ya geldi. Genç futbolcunun annesinin Türkiye'de savaş var sanarak oğlunu yalnız göndermek istemediği öğrenildi.

 Galeri için tıklayınız...

Bursaspor'un büyük umutlar bağladığı ABD'li oyuncu Jozy Altidore, öğle saatlerinde Bursa'ya geldi. Özel uçakla 12.15'te Yenişehir Havaalanı'na inen Altidore'iyi Bursaspor'lu yöneticiler ile taraftarlar karşıladı.

Annesi ile birlikte Bursa'ya gelen genç futbolcuya sevgi gösterisinde bulunan Yeşil-beyazlı taraftarlar davul-zurna eşliğinde tezahürat yaptı. Boynunda yeşil beyazlı atkısıyla konuşan Alditore, Bursaspor'un Şampiyonlar Lig'inde çok iyi maçlar çıkarmasına rağmen istediği sonucu alamadığını belirterek, "Bu senede ligde şampiyon olup, Şampiyonlar Lig'ine devam etmek istiyoruz. Benim de hedeflerim var. Burası benim için çok olumlu bir başlangıç. Daha iyi şeyler olacağına inanıyorum. Kalıcı olmak için buraya geldim. Bursaspor çok daha iyi yerleri hak ediyor. Çok güçlü taraftarı var. Çok heyecanlıyım. Bir an önce kulübe gidip çalışmalara başlamak istiyorum. Forma şansı bulduğumuz her maçta performansımı en iyi şekilde göstermek istiyorum. Kendi futbol hayatımda çok büyük başarılara imza atmak itin uzun seneler Bursa'da kalacağıma inanıyorum" dedi.

Yenişehir Havaalanı'ndan Acıbadem Hastanesi'ne geçen Altidore, burada sağlık kontrolünden geçecek. Ardından tesislere geçecek. Genç futbolcunun annesinin de Türkiye'de savaş var gerekçesiyle oğlunu yalnız bırakmadığı öğrenilirken, bugün resmi imzayı atması bekleniyor.Sezon sonuna kadar kiralık olarab Bursaspor ile sözleşme imzalayacak Altidore'nin satış opsiyonu da Bursaspor'da olacak.


Kaynak:Habertürk

Final nefesleri kesti!

Türk Telekom Kayakla Atlama Kulelerinde erkeklerde yapılan atlama yarışında birinciliği Slovenyalı Matej Dobovsek 102.5 metrelik derecesiyle 269 puan alarak altın madalyanın sahibi oldu.


 Video için tıklayınız...

Polonyalı sporcu Maciej Kot 99.5 metrelik derecesiyle 254.9 puan alarak gümüş madalyayı elde etti. Slovenyalı sporcu Ziga Mandl ise 100.5 metrelik derecesiyle 254.5 puan alarak bronz madalyanın sahibi oldu. Yarışmanın ardından madalya töreni düzenlendi.Türk sporcu Faik Yüksel ise 83.0 metrelik derecesiyle 25. Sıraya yerleşti.Madalya töreni yapıldıktan sonra birinciliği yakalayan Dobovsek doping kontrolüne alındıktan sonra yaptığı konuşmada çok çalıştığını ve birinciliği hak ettiğini söyledi.

Yarışma bittikten sonra açıklamalarda bulunan Türk sporcu Yüksel çalışmaya 4 yıl önceden başladığını yarıştığı sporcuların kendinden yaşça çok büyük olduğunu ilk atlamasında kaydettiği dereceyle en son yarışmasında yaptığı derce arasında iyi bir fark olduğunu ve bir kaç sene sonra hepsinden iyi olacağını hedefinin Soçi'de yapılacak olan olimpiyatlarda derece yapmak olduğunu kaydetti.


Kaynak:Habertürk

Yer yerinden oynadı!

Transferin en hareketli ülkelerinden olan İngiltere'de transferin son gününe Chelsea'nin Liverpool'dan İspanyol Fernando Torres'i alması damga vurdu. Chelsea, transfer döneminin bitmesine saatler kala Torres'i 50 milyon Sterlin karşılığında 5,5 yıllığına renklerine bağladı.

Birçok oyuncunun takım değiştirdiği ara transferde, Torres'den sonra en pahalı oyuncu Liverpool'un Torres'in yerini doldurmak için son gün Newcastle'dan aldığı Andy Carroll oldu. Liverpool Carroll için Newcastle'a 35 milyon Sterlin ödedi.

Liverpool, hücum hattını güçlendirmek için Ajax'ın Uruguaylı golcüsü Luis Suarez'i de 5,5 yıllığına renklerine bağladı. Liverpool Suarez için Hollanda ekibine 23 milyon Sterlin ödedi.

Chelsea, Portekiz'in Benfica takımında oynayan 23 yaşındaki savunma oyuncusu David Luiz'i de 21 milyon Sterline kadrosuna kattı.

İngiltere'de ara transferde öne çıkan futbolcular şöyle:

FUTBOLCU TRANSFERİ
Carlos Vela (Meksika) Arsenal'den West Bromwich Albion'a
Darren Bent (İngiltere) Sunderland'den Aston Villa'ya
Jean II Makoun (Kamerun) Lyon'dan Aston Villa'ya
John Carew (Norveç) Aston Villa'dan Stoke City'ye kiralık
Edin Dzeko (Bosna) Wolfsburg'dan Manchester City'ye
Fernando Torres (İspanya) Liverpool'dan Chelsea'ye
David Luiz (Brezilya) Benfica'dan Chelsea'ye
Steven Pienaar (Güney Afrika) Everton'dan Tottenham
Ayegbeni Yakubu (Nijerya) Everton'dan Leicester'a
Luis Suarez (Uruguay) Ajax'dan Liverpool'a
Andy Carroll (İngiltere) Newcastle'dan Liverpool'a
Robbie Keane (İrlanda) Tottenham'dan West Ham'a kiralık
Demba Ba (Senegal) Hoffenheim'dan West Ham'a
Eidur Gudjohnsen (İzlanda) Stoke City'den Fulham'a kiralık
Sulley Muntari (Gana) İnter'den Sunderland'e
Mauro Formica (Arjantin) Newell's Old Boys'dan Blackburn
Ruben Rochina (İspanya) Barcelona'dan Blackburn Rovers'a
Michael Bradley (ABD) Borussia Mönchengladbach'dan Aston Villa'ya kiralık
Obafemi Martins (Nijerya) Rubin Kazan'dan Birmingham City'ye kiralık

İTALYA
İtalya'da ara transferin en hareketli takımı Milan oldu. 5 oyuncuyu renklerine katan Milano temsilcisi, Ronaldinho ve Onyewu ile yollarını ayırdı.

İtalya'da ara transferde öne çıkan oyuncular şöyle:

FUTBOLCU TRANSFERİ
Nicola Legrottaglie (İtalya) Juventus'dan Milan'a
Mark van Bommel (Hollanda) Bayern Münih'den Milan'
Antonio Cassano (İtalya) Sampdoria'dan Milan'a
Didac Vila (İspanya) Espanyol'dan Milan'a
Urby Emanuelson (Hollanda) Ajax'dan Milan'a
Ronaldinho (Brezilya) Milan'dan Flamengo'ya
Oguchi Onyewu (ABD) Milan'dan Twente'ye
Giampaolo Pazzini (İtalya) Sampdoria'dan İnter'e
Mancini (Brezilya) İnter'den Atletico Mineiro'ya
Yuto Nagatomo (Japonya) Cesena'dan İnter'e
Alessandro Matri (İtalya) Cagliari'den Juventus'a kiralık
Amauri (İtalya) Juventus'dan Parma'ya kiralık

ALMANYA
Almanya'da önceki sezonun şampiyonu Wolfsburg, Dzeko'yu Manchester City'ye sattı. Wolfsburg, transferin son gününde aralarında Tuncay Şanlı'nın da bulunduğu 5 oyuncuyu kadrosuna kattı.

Transferin en hareketli takımı olan Wolfsburg, Güney Koreli Koo Ja-cheoul, Alman Patrick Helmes, Venezuelalı Yohandry Orozco ve Çek Jan Polak ile sözleşme imzaladı.

Almanya'da ara transferde öne çıkan oyuncular şöyle:

FUTBOLCU TRANSFERİ
Tuncay Şanlı Stoke City'den Wolfsburg'a
Jan Polak (Çek C.) Anderlecht'den Wolfsburg'a
Yohandry Orozco (Venezuela) Zulia'dan Wolfsburg'a
Koo Ja-cheoul (Güney Kore) Jeju United'dan Wolfsburg'a
Patrick Helmes (Almanya) Bayer Leverkusen'den Wolfsburg'a
Andrea Barzagli (İtalya) Juventus'dan Wolfsburg'a
Luiz Gustavo (Brezilya) Hoffenheim'dan Bayern Münih'e
Ryan Babel (Hollanda) Liverpool'dan Hoffenheim'a
Angelos Charisteas (Yunanistan) Arles-Avignon'dan Schalke'ye
Anthony Anan (Gana) Rosenborg'dan Schalke'ye
Tames Hajnal (Macaristan) Borussia Dortmund'dan Stuttgart'a kiralık

İSPANYA
İspanya'da Gonzalo Higuain'in sakatlığı nedeniyle forvet hattına takviye yapmak isteyen Real Madrid, Manchester City'den Emanuel Adebayor'u kiralık olarak renklerine kattı. Real Madrid, Mahamadou Diarra'yı Monaco'ya sattı.

İspanya'da ara transferde öne çıkan oyuncular şöyle:

FUTBOLCU TRANSFERİ
Ivan Rakitic (Hırvatistan) Schalke'den Sevilla'ya
Emanuel Adebayor (Togo) Manchester City'den Real Madrid'
Mahamadou Diarra (Mali) Real Madrid'den Monaco'ya
Cicinho (Brezilya) Roma'dan Villarreal'e
Julio Baptista (Brezilya) Roma'dan Malaga'ya
Martin Demichelis (Arjantin) Bayern Münih'den Malaga'ya
Jefferson Montero (Ekvador) Villarreal'den Levante'ye


Kaynak:Habertürk

Iverson'da umutlu bekleyiş!

Beşiktaş Cola Turka'nın yıldız oyuncusu Allen Iverson, gelecekle ilgili umutlu konuşurken, bacağındaki sorun konusunda operasyonun Çarşamba günü gerçekleşeceğini açıkladı.

Bacağındaki sorun nedeniyle ABD'de bulunan Iverson'ın henüz ameliyat olmadığı ortaya çıkarken, NBA patentli oyuncu, twitter hesabından yaptığı açıklamada, Dr. James Andrews'ın bu operasyonu gerçekleştireceğini duyurdu.

Siyah-beyazlı oyuncu, Dr. James Andrews'ın bir süredir sorun olan bacağındaki bölgeye müdahale edeceğini belirterek, ''Anladım ki bacağımdaki lezyon bölgeye komplike bir operasyon yapılacak. İyi bir doktorun elinde olduğumu ve Tanrı'nın da yardımıyla bu problemin giderileceğini ve Türkiye'ye dönüp takımıma play-off'larda yardımcı olacağımı hissediyorum'' ifadelerini kullandı.


Kaynak:Habertürk

'Koca bir yalan'

Galatasaray ile Ali Sami Yen Stadı sözleşmemiz 49 değil 1 yıllıktı. "İstese çıkmazdı" denebilir mi? Bir yıllık sözleşmesi dolduğunda çıkarır, yıkardık...

Sarı-kırmızılı kulübün Arena’yı bedelsiz kiralaması için şartlar var. Üstü kapatmalılar, 6 tane faal branşı lazım. Bunların milli oyuncuları olması gerek...

İnönü Stadı için Anıtlar Kurulu'na gönderilen projede ne otel, ne de alışveriş merkezi var. Stat, arka taraf kaydırılarak kapasitesi artırılacak...


Türk Telekom Arena ve Fiyapı İnönü Stadı konusunda herkes konuştu ancak "ev sahibi" Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül, deyim yerindeyse topa fazla girmeyi tercih etmedi. Sadece sorulanı yanıtladı, ancak kamuoyunda bilen-bilmeyen birçok kişinin tartıştığı konularda suskun kaldı. Polemik istemedi, arka planda kalmayı tercih etti.
Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için Erzurum'da bulunan Akgül'e merak edilenleri sorduk, Ali Sami Yen ve İnönü statları konusunda bilinmeyenlere ulaştık.

İşte Gençlik ve Spor Genel Müdürü'nün ağzından stat gerçekleri:

* Seyrantepe tamamen bizim eserimiz. Ali Sami Yen de bizimdi. TOKİ ile anlaştık, Galatasaray için burayı yaptık.

* Şimdi Galatasaray ile anlaşma imzalayacağız. Geçici kabulü daha yeni yaptık.

* Biz devletiz. Şirket değiliz ki... Yönetmeliklerimiz var, kanunlar var. Ona göre sözleşme hazırlıyoruz.

* Devletten çeşitli kiralama yöntemleri var.. Bunları alternatifleriyle birlikte Galatasaray’a sunduk. Onlar bizden 49 yıllık üst kullanım hakkını istiyorlar. Bunun da şartları var. Avukatlarımız sözleşmeleri hazırlıyorlar. Bittiğinde karşılıklı oturacağız ve bu stadyumu Galatasaray’ın kullanımına sunacağız.

* Fenerbahçe stadı kendi yapmasına rağmen bize yıllık kira ödüyor, Beşiktaş yıllık kira ödüyor. Galatasaray’ın da onlardan farklı değil konumu.

* "Bu stadı bizim için yaptınız, alıyoruz" deme şansları yok. Bizim de veriyoruz deme şansımız yok. Yönetmelik ve kanunlar ne diyorsa ona göre oturup konuşacağız.  

* Birkaç alternatifleri olacak. Belki de yıllık kiralama sistemini seçerler. Haftalık maçlarını oynayıp öyle kullanırlar.

* Galatasaray’a yapıyoruz diye yola çıktık. Ama şu haliyle, adı geçen sözleşme imzalanmadan Beşiktaş’ın burada oynama hakkı var mı, elbette var. Ama öyle ya da böyle bu anlaşma imzalanacak. Bunu söylemek daha doğru olur.

* Bu statla ilgili öncelik Galatasaray’ın. Sizin için bir stadyum yapıyoruz dedik, stadını yıktık. Bu aşamada vermezsek insafsızlık olmaz mı?

* Galatasaray stadın üzerini kapatmazsa ne olur? Büyük tatsızlık olur ve ciddi sıkıntıya girerler. Ortada bir anlaşma var ve taraflar bu anlaşmaların tümüne kesinlikle uyacak.

* Galatasaray da bu anlaşmaya uymak zorunda. Bakın Ali Sami Yen Stadı’nda da aynı şekilde Galatasaray sözleşme hükümlerini yerine getirmedi, stadyumu ellerinden aldık. 49 yıllık sözleşmelerini iptal ettik, yıllık kira vererek oynamaya başladılar.

* Sadece üstü kapanma değil, başka yükümlülükleri de var Galatasaray'ın... Şu anda hatırlamıyorum ama protokoldeki maddelerin hepsini yerine getirmek zorunda.

* Stadı ücretsiz vermenin şartları var. Şartları yerine getirebilirse ücretsiz de verebiliriz. Galatasaray 49 yıllığına ücretsiz ve üst kullanım haklarıyla birlikte istiyor. Bunları oturup gözden geçireceğiz. 6 tane faal branşı olması lazım, bu branşlarda milli sporcuları olması lazım, gibi şartlar var. Bu şartların hepsine uyuyor mu bunlara bakacağız. Uymuyorsa farklı bir protokol önereceğiz.

* "Galatasaray, Mecidiyeköy’de değer biçilmeyecek bir arazi bıraktı" diyorlar. Koca bir yalandan başka bir şey değil. Böyle şey olur mu? Yer zaten GSGM’nin. "İstese çıkmazdı" diyenlere de cevap aynı. Bir yıllık sözleşmesi dolduğunda çıkarır, yine yıkardık. Ayrıca çok ciddi raporlar vardı. Bir an önce yıkılmalıydı.

* İnönü Stadı'nın konumu itibariyle sıkıntılı bir durumu var. Orada herkes devreye giriyor. En büyük sıkıntı, Anıtlar Kurulu. Çivi çakabilmek için bile kuruldan yetki almanız gerekiyor.

* Beşiktaş’tan, "Anıtlar Kurulu engelini geçtik. Stadyuma başlıyoruz" diyorlar. Ancak bu projeyi birlikte yönetiyoruz ve bize şu ana kadar böyle bir belge gelmedi.

* İzin alındığı taktirde Beşiktaş'ın stadının yapımını da Fenerbahçe stadının yöntemiyle yapacağız. Yani Beşiktaş yapacak, ev sahibi yine biz olacağız.

* Bire bir her şey sanki onların elindeymiş gibi bir hava estiriyorlar. Yarın bir sıkıntı çıkarsa adı Gençlik Spor’dan kaynaklanıyor olacak!

* Anıtlar Kurulu'ndan izin çıkmış olsa bizi de bilgilendirirler. Yazının bize gelmesi lazım, Beşiktaş'a gitmeyecek ki...

* Kurula gönderilen projeyi de Beşiktaş Kulübü ile birlikte hazırladık. Ne otel, ne alışveriş merkezi var.  Aynı seviye korunarak deniz tarafı biraz alçak olacak. Arka taraf biraz kaydırılarak kapasitesi artırılacak.

Milliyet


Kaynak:Habertürk

Beşiktaş Schuster kurbanı!

MUSTAFA DENİZLİ: ALMEIDA YERİNE ERNST
Beşiktaş maçı orta sahada kaybetti. Çünkü İBB’nin 4’lü bloğuna karşı bu bölgeyi Marco ile Guti’ye teslim etmişti Schuster. Marco çıkınca Guti tek kaldı. Fernandes girdi ama yine yeterli olmadı, İBB yine kalabalıktı. O bölgeyi kaybeden Beşiktaş’ta Almeida’yı da çıkarmak akıl kârı olabilirdi.. Çünkü orta saha boşaldığı için Almeida’ya hiç top gelmedi. Devrede Almeida-Ernst değişikliği ile Beşiktaş kontrolü eline alır, kanatlardan yapacağı akınlarla gol şansını devam ettirebilirdi.

Şurası kesin: Orta sahası kuvvetli takımlara karşı oynadığında, 11’e 11’ken bile Beşiktaş oyunda geriye düşüyor.

GÜNTEKİN ONAY: HERKES SAHNEYE
Beşiktaş'ın sisteminde tek santrfor var. Ve Schuster, Almeida’yı tercih ediyor. Bobo’nun kulüp ile bazı sorunları oldu. Schuster “En çok ihtiyacım olduğu dönemde kalktı Brezilya’ya gitti, bizi yalnız bıraktı“ diye serzenişte bulunmuş. Ayrıca sakatlığı da oldu ve arkadaşlarının fizik olarak biraz gerisinde kaldı. Sebep bu.

Ernst’e gelince. Daha ofansif bir takım için Schuster tek defansif orta saha tercihini Aurelio’dan yana kullanıyor. Hem yerli hem iyi pasör. Atakları kritik hamlelerle kesebiliyor. Zorluk seviyesi yüksek maçlarda Nobre yerine Ernst veya Fernandes’i kullanacaktır. Ernst sisteme takılıyor.

SİNAN ENGİN: GUTİ'Yİ ÇIKARMALIYDI
Bunu görmek için alim olmaya gerek yok. Şöyle ki, orta sahası kemik gibi olan bir takıma karşı tek ön libero ile çıkıyorsun. Üstelik Q7, Guti, Nobre, Simao ve Almeida hiç geri dönmediler. Marco da çıkınca Beşiktaş darmadağın oldu. Schuster’in yerinde olsam, zaten yorgun olan Guti’yi ve Almeida’yı dışarı alıp göbeği sağlama almaya bakardım. Yani Fernandes ile Ernst’i birlikte sokup defans hattını 6’lı hale getirir, yenilginin önünü keserdim. Golü de Nobre, Simao ve Quaresma ile arardım. Beşiktaş bunu yapmadı ve defansın ne hale geldiğini gördük. Schuster, kendisinden hiç beklenmedik bir taktiksel hata içine düştü.

SERGEN YALÇIN: ANLAMAK İMKANSIZ
Bobo'nun kumaşı ve takıma sağladığı fayda Almeida’dan daha iyi. Düne kadar Beşiktaş’ın en büyük golcüsüyken, şimdi 1 dakika bile oynatmıyorsun. Bu kafayla Bobo’yu kaybeder Beşiktaş.

Ernst istatistiki açıdan Beşiktaş’ın en etkili adamı. Onun gibi ön liberon varken, yanında da Necip gibi yardımcı bulunurken, 35’lik Marco ve Fernandes’i alıyorsun. Yani transfer mantığı yanlış. Beşiktaş güçlü rakiplere 2 ön libero ile oynamak durumunda.. Rakip hocalar da enayi değil ya! İyi savun, çabuk atağa çık, Beşiktaş’ı yenersin. İBB’yi hafife almış Schuster. Marco atılınca Ernst girmeliydi. O girmeyince önde 5, arkada 5 kişi kaldı ve lastik patladı.


Vatan


Kaynak:Habertürk

'Rezil olduk'

İspanyollar genç hocanın görüntülerini manşetlere taşırken, kavga internette izlenme rekorları kırıyor...

 Galeri için tıklayınız...

Manisa maçında kendisine saldıran bir A.Gücü taraftarını önce yumruklayıp, ardından yerde kafasına basan teknik direktör Ümit Özat, Avrupa basınının ana gündem maddesi oldu. Yaşanan kavga görüntülerini manşetlere taşıyan en prestijli spor gazetelerinden AS ve Marca, genç teknik adama öfke kusarken, olaylara yorum yapanlar sert ifadelerle Özat’ı ‘kılıçtan geçirdiler’. Yaşanan bu kavgayı, ‘Vahşet ve insanlık dışı’ olarak nitelendiren İspanyollar, A.Gücü hocasının ettiği küfürlere de haberin içinde yer verdi.

SANKİ BOKSÖR’
İşte hem Türkiye hem de Türk futbolunun imajını zedeleyen bu olaylarla ilgili İspanyol futbolseverlerin görüşleri.

* “Yumruğu atıp, kendini savunduktan sonra yere düşen bir adama nasıl vuruyorsun?”
* “Bu olay İspanya’da olsa, bu antrenörün kariyeri biterdi.”
* “Türkler bunu hep yapıyor.”
* “Teknik direktör değil sanki boksör.”
* “Biri bu vahşet videosunu yasaklasın.”
* “İşte Türkiye’den futbol manzaraları.”
* “Bu bir kavga değil. Güçlünün zayıfı dövmesi.”
* “Polisler bile Ümit Özat’ı durdurmadı.”
* “Bu öfkenin sebebi ne? Futbol sahası mı boks ringi mi?”


Vatan


Kaynak:Habertürk

Güneş'ten veda sinyali!

Futbol Federasyonu'nun aylık dergisi Tam Saha'nın Şubat sayısına röportaj veren Şenol Güneş, herkesin kendisinden Trabzonspor'un Alex Ferguson'u olmasını beklerken şampiyon yapıp takımı bırakacağı yönündeki açıklamalarına açıklık getirdi.

''Alex Ferguson olmam, çünkü o İngiltere'de. Ben Şenol Güneş'im'' diyen bordo-mavili takımın teknik adamı, şöyle devam etti:

''Trabzonspor'un teknik anlamda toparlanmasını ve yarışmasını istiyorum. Bunun yanında altyapı, kurumsal yapı ve bölge ilişkilerine de katkı yapmak istiyorum. Aynı zamanda ülke futbolu için yapabileceğim bir şey varsa gücüm yettiğince onu da yaparım. Ama şurada olayım, bu makama geleyim gibi dertlerim yok. Nerede olduğunuz değil, ne bilgi verdiğiniz önemli. Görevimi bırakmakla ilgili konuya da açıklık getireyim. Bir yemekte Suat ağabeyle (Ahmet Suat Özyazıcı) otururken, ''En çok kupayı sen aldın' demişti. Ben de şampiyonluğu kastederek, 'Ne diyorsun ağabey, senin aldığın kupadan bir tanesini alsam antrenörlüğü bırakırım' cevabını vermiştim. Türkiye'de teknik adam olarak sadece lig şampiyonluğunu görmedim. Onu da görürsem tamamlamış olurum. Avrupa'da kupa sahibi olmak ise uzun vadeli bir hedef ve o kadar enerjim olacağını sanmıyorum. Bu nedenle şampiyonluğu kazanırsam misyonum biter diye düşünüyorum.''

Şampiyonluk haricindeki diğer hedefleri başka türlü gerçekleştirebileceğini belirten Güneş, ''Kulüp adına görevim değişir. İki şey yapabilirim. Bir, 'yoruldum' deyip bırakabilirim. İki, 'bilfiil takımla uğraşmayayım da başka işler yapayım' diyebilirim. Ama sonuçta lig şampiyonluğunu elde ettikten sonra teknik sorumlu olarak ikinci bir şampiyonluk için yarışmaya gerek yok. Oyuncu olarak yapabileceğimi yaptım, teknik adam olarak da artık tepeye geldim. Takımı lig şampiyonu yapıp bırakmam normal sayılmalı'' diye konuştu.

Avrupa'ya gitmek gibi bir düşüncesinin olmadığını vurgulayan Güneş, ''Yok yok. Olursa bu dediklerim olur. Trabzonspor'da, Türk futbolunda bir şeyler yapabilmek için uğraşırım. Ama bugünkü kadar vaktim yok. Çok yorucu çünkü'' ifadelerini kullandı.

''BANA YAPILAN HATAYA GÖZ YUMARIM, KULÜBE YAPILANA ASLA''
Güneş, sorunlu oyuncularla uğraşıp onları milli takıma kazandırmasına ilişkin olarak ise, ''Oyuncuların daha önce ne yapıp ne yapmadığına değil, bugünkü uyumuna bakıyoruz. Belki çok daha kolay gelen bir oyuncu buradan gidebiliyor. Antrenör olarak biz eğiticiyiz ama birinci görevimiz yarışmacılık. Dolayısıyla yarışma yapan antrenör de oyuncunun eğitimiyle uğraşmaz. Çoğu da öyle yapıyor ve bunda da haklıdır. Ama ben diyorum ki, bizim işimiz oyuncunun eksiklerini gidermek. Bunun için fiziksel ya da taktik antrenmanlar yaptırıyoruz değil mi? Peki, davranış bozukluklarını gidermezsek bunlar ne işe yarar? O da sizin göreviniz. Belki de birinci göreviniz. Bir oyuncunun yeteneklerinin yanında karakteri de çok güçlü olacak. Burada söylemek istediğim genel anlamdaki ahlak değil. Tenkitten ya da övgüden az etkilenen, ne yaptığını bilen, doğru analizler yaparak kendisine yön verebilen, toplumla ilişkilerini iyi kurabilen, takım içindeki dengeleri gözetebilen, baskı altında kendisini yönetebilen oyuncuları ortaya çıkartabilmek bizim görevimiz'' dedi.

Bunun da kolay olmadığını anlatan Güneş, ''Çünkü daha önce aldıkları 0-6 yaş grubu eğitimi var, 15 yaşına kadar olan eğitim var. Şöhretin, paranın, makamın getirdiği değerler karşısındaki eğitim var. Biz mümkün olduğunca ne verebilirsek onu vermeye çalışıyoruz. Diyorum ya oyuncu kendisi yapıyor. İstediği zaman benim işim kolay ama istemiyorsa, ona bir şey veremem. Bakın, köyde inekleri otladıktan sonra su içmeleri için dere kenarına getirirlerdi. İneklerin hepsi istisnasız oraya gelirdi. Ama iş su içmeye geldiğinde, isteyen içer, isteyen içmezdi. Dere kenarına getirirsiniz fakat içmek istemeyene zorla su içiremezsiniz. Bizim işimiz dere kenarına getirmek, içenleri kurtarmak, içmeyenleri de kesmek. Sabrın da bir sonu var, olmaz mı? Biz kurum için çalışıyoruz. Kurumu kurtarabiliyorsa ne ala. Bana yapılan hataya göz yumarım ama kuruma karşı yapılana asla'' ifadelerini kullandı.

Dünya Kupası'nda kendisini istemeyen bir kesimin olduğunu ifade eden Güneş, ''Başarısız olacağımıza şartlanmışlardı. İçlerinde bir iddia vardı ve bu iddia içerisinde davranıyorlardı. Mantık yoktu, ülke çıkarları yoktu, bakış açısındaki kriterler yanlıştı. Sadece 'Şenol başarısız olsun' düşüncesiyle hareket edenler vardı. Benim duruşum hiç değişmedi, o gün de aynı, bugün de aynı. Bugün itibariyle de aynı yanlış yapılıyor'' diye konuştu.

''BARCELONA, TÜRKİYE'DE, BARCELONA GİBİ OYNAYAMAZ''
Takımda Alanzinho ve Yattara'nın aynı 11'de oynamasının eleştirildiğini kaydeden Güneş, şöyle devam etti:

''Alanzinho, Jaja, Yattara gibi oyuncuların koşu ve yardımlaşma anlamında mesafe alması lazım, doğru. Ama ben bu üç oyuncunun yanı sıra Colman ve Engin'in de aynı onbirde oynayabileceğini düşünüyorum. Fakat bu bir süreç. Bütün bunların kurgulanması ve uygulanması çok zaman alıyor. Colman ve Selçuk artık savunmanın önünde oynuyor ve bu sistem oturdu. Biz de bunları deneyerek yapıyoruz. Kitapta Selçuk ve Colman'ın yan yana savunmanın önünde oynayacağı bir kalıp halinde yazmıyor. Uyguluyorsunuz, tutuyor. Ama bazen de canınız yanıyor.

Mesela bir ara Yattara, Umut, Jaja, Alanzinho, Selçuk ve Colman'la oynadık ama o maçta Selçuk ve Colman'ın çok iyi oynamaması, Alanzinho ve Yattara'nın da defansif olmaması topa sahip olmayı azaltmıştı. Tüm yetenekli oyuncuları güçlü hale getirip bir arada oynatabilirsiniz. Barcelona böyle oynuyor işte. Ama oraya çıkmak için adamlar 10 sene, 20 sene çalıştı. Bana 'iki ayda bunu yap' diyorlar. Hem bunu yap, hem maçı al, hem oyuncu yetiştir, hem de para harcama. Çok komik bir ülkeyiz. Barcelona bugün hazır kadrosuna en pahalı oyuncuyu katabiliyor. Sen de alttan bir oyuncuyu alacaksın ve çok iyi bir iş çıkartacaksın. Olayın bütününe bakmıyoruz bir türlü. En iyi oyuncuları alalım, bu düzende yine mümkün değil. Barcelona'nın bütün oyuncularını alın Türkiye'ye getirin, yine Barcelona gibi oynayamazlar.''

Bunun nedeninin düzenin olmamasından kaynaklandığını ifade eden Güneş, ''Oyuncuyu aldıktan sonra parasını tarihinde veriyor musunuz? Vermiyorsunuz. Niye alıyorsunuz o zaman o oyuncuyu? İlgimiz, övgümüz, her şeyimiz yanlış. Mesela bir oyuncumuz Raul'a karşı iyi oynadığında, dünyanın bütün forvetlerini tutar diyoruz. Ama o maçta Raul'un kötü oynayıp oynamadığına bakmıyoruz. Kriterlerimizin ne olduğu belli değil. Onun için bizim topyekün düşünce devrimi yapmamız gerekiyor'' dedi.

Güneş, bunları herkesin konuşması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
''Bunları ben konuşacağım, sen konuşacaksın, öteki konuşacak. Ama yine tek bir doğru yok. Futbolun güzelliği burada zaten. Bakın ben bunları söylüyorum ama bunların da hepsi doğru değil. Çünkü bir kadın diyor ki, 'Engin'e şans versinler, bu takımı alır götürür.' Diyelim ki şans verdim ve tuttu. O kadın da haklı o zaman. Futbol zaten o yüzden bu kadar fazla konuşuluyor. Barcelona Ibrahimovic'i bıraktı, Afellay'i aldı. Çünkü Ibrahimovic oraya uymadı. Geçmişte ben, Fatih Hoca, Mustafa Hoca gibi teknik adamlar 1990'lı yıllarda oyunculara güven verme açısından çok büyük mesafe aldık. Türkiye'nin çıkış nedenlerinden birisi de buydu. Önemli olan, oyuncu gruplarının kendisine güvenle oynayabilmesi. Ben şimdi de onu yapmaya çalışıyorum. Benim oyuncum genç takımdan gelip rahatlıkla pas yapabilmeli, rakibinden topu almaya çalışmalı. Gücü yettiği kadar, ama yapmalı. Benim başarım o işte. Herkes için şampiyonluk önemli, benim içinse bir araç. Ama bu, 'ben şampiyonluk istemiyorum' anlamına gelmiyor. Şunu vurgulamak istiyorum, şampiyon olsak da olmasak da ben bunu yapmalıyım. Bunu sadece benim değil, herkesin yapması gerekiyor. O zaman bir yerlere gelebiliriz. Çünkü eğitimi gerçekleştiriyorsunuz. İşte o zaman yanlış yapan gidecek, doğru yapan kalacak ve rekabetle ortaya iyi işler çıkacak. Peki, şimdi ne yapılıyor? Ben takımın başına geliyorum, iyi oynamayanı gönderiyorum, yerine yenisini alıyorum, 'Bu takımdan bu kadar olur' diyorum. Bu da bir yöntem işte.''

Türkiye'de altyapıdan fazla oyuncu yetişmediğini söyleyen Güneş, ''Maalesef sadece Trabzonspor'da değil Türkiye'nin her yanında aynı durum var. Yıldız oyuncu çıkmıyor. Net cevabını bilmiyorum ama irdelenmesi gerekiyor. Bir tarafında tesisler, eğitim, organizasyon, malzemeler çok iyi olmasına rağmen mevcut düzen içerisinde kaynaklar iyi değil. Bugün aileler çocuklarının futbolcu olmasını istiyor ama oynasın diye değil, para getirsin diye istiyor. Baskı yapıyorlar. Bu çok yanlış'' dedi.



Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, lig şampiyonluğunu elde ettikten sonra teknik sorumlu olarak ikinci bir şampiyonluk için yarışmasına gerek olmadığını, takımı lig şampiyonu yapıp bırakmasının normal sayılması gerektiğini söyledi.

Futbol Federasyonu'nun aylık dergisi Tam Saha'nın Şubat sayısına röportaj veren Şenol Güneş, herkesin kendisinden Trabzonspor'un Alex Ferguson'u olmasını beklerken şampiyon yapıp takımı bırakacağı yönündeki açıklamalarına açıklık getirdi.

''Alex Ferguson olmam, çünkü o İngiltere'de. Ben Şenol Güneş'im'' diyen bordo-mavili takımın teknik adamı, şöyle devam etti:

''Trabzonspor'un teknik anlamda toparlanmasını ve yarışmasını istiyorum. Bunun yanında altyapı, kurumsal yapı ve bölge ilişkilerine de katkı yapmak istiyorum. Aynı zamanda ülke futbolu için yapabileceğim bir şey varsa gücüm yettiğince onu da yaparım. Ama şurada olayım, bu makama geleyim gibi dertlerim yok. Nerede olduğunuz değil, ne bilgi verdiğiniz önemli. Görevimi bırakmakla ilgili konuya da açıklık getireyim. Bir yemekte Suat ağabeyle (Ahmet Suat Özyazıcı) otururken, ''En çok kupayı sen aldın' demişti. Ben de şampiyonluğu kastederek, 'Ne diyorsun ağabey, senin aldığın kupadan bir tanesini alsam antrenörlüğü bırakırım' cevabını vermiştim. Türkiye'de teknik adam olarak sadece lig şampiyonluğunu görmedim. Onu da görürsem tamamlamış olurum. Avrupa'da kupa sahibi olmak ise uzun vadeli bir hedef ve o kadar enerjim olacağını sanmıyorum. Bu nedenle şampiyonluğu kazanırsam misyonum biter diye düşünüyorum.''

Şampiyonluk haricindeki diğer hedefleri başka türlü gerçekleştirebileceğini belirten Güneş, ''Kulüp adına görevim değişir. İki şey yapabilirim. Bir, 'yoruldum' deyip bırakabilirim. İki, 'bilfiil takımla uğraşmayayım da başka işler yapayım' diyebilirim. Ama sonuçta lig şampiyonluğunu elde ettikten sonra teknik sorumlu olarak ikinci bir şampiyonluk için yarışmaya gerek yok. Oyuncu olarak yapabileceğimi yaptım, teknik adam olarak da artık tepeye geldim. Takımı lig şampiyonu yapıp bırakmam normal sayılmalı'' diye konuştu.

Avrupa'ya gitmek gibi bir düşüncesinin olmadığını vurgulayan Güneş, ''Yok yok. Olursa bu dediklerim olur. Trabzonspor'da, Türk futbolunda bir şeyler yapabilmek için uğraşırım. Ama bugünkü kadar vaktim yok. Çok yorucu çünkü'' ifadelerini kullandı.

''BANA YAPILAN HATAYA GÖZ YUMARIM, KULÜBE YAPILANA ASLA''
Güneş, sorunlu oyuncularla uğraşıp onları milli takıma kazandırmasına ilişkin olarak ise, ''Oyuncuların daha önce ne yapıp ne yapmadığına değil, bugünkü uyumuna bakıyoruz. Belki çok daha kolay gelen bir oyuncu buradan gidebiliyor. Antrenör olarak biz eğiticiyiz ama birinci görevimiz yarışmacılık. Dolayısıyla yarışma yapan antrenör de oyuncunun eğitimiyle uğraşmaz. Çoğu da öyle yapıyor ve bunda da haklıdır. Ama ben diyorum ki, bizim işimiz oyuncunun eksiklerini gidermek. Bunun için fiziksel ya da taktik antrenmanlar yaptırıyoruz değil mi? Peki, davranış bozukluklarını gidermezsek bunlar ne işe yarar? O da sizin göreviniz. Belki de birinci göreviniz. Bir oyuncunun yeteneklerinin yanında karakteri de çok güçlü olacak. Burada söylemek istediğim genel anlamdaki ahlak değil. Tenkitten ya da övgüden az etkilenen, ne yaptığını bilen, doğru analizler yaparak kendisine yön verebilen, toplumla ilişkilerini iyi kurabilen, takım içindeki dengeleri gözetebilen, baskı altında kendisini yönetebilen oyuncuları ortaya çıkartabilmek bizim görevimiz'' dedi.

Bunun da kolay olmadığını anlatan Güneş, ''Çünkü daha önce aldıkları 0-6 yaş grubu eğitimi var, 15 yaşına kadar olan eğitim var. Şöhretin, paranın, makamın getirdiği değerler karşısındaki eğitim var. Biz mümkün olduğunca ne verebilirsek onu vermeye çalışıyoruz. Diyorum ya oyuncu kendisi yapıyor. İstediği zaman benim işim kolay ama istemiyorsa, ona bir şey veremem. Bakın, köyde inekleri otladıktan sonra su içmeleri için dere kenarına getirirlerdi. İneklerin hepsi istisnasız oraya gelirdi. Ama iş su içmeye geldiğinde, isteyen içer, isteyen içmezdi. Dere kenarına getirirsiniz fakat içmek istemeyene zorla su içiremezsiniz. Bizim işimiz dere kenarına getirmek, içenleri kurtarmak, içmeyenleri de kesmek. Sabrın da bir sonu var, olmaz mı? Biz kurum için çalışıyoruz. Kurumu kurtarabiliyorsa ne ala. Bana yapılan hataya göz yumarım ama kuruma karşı yapılana asla'' ifadelerini kullandı.

Dünya Kupası'nda kendisini istemeyen bir kesimin olduğunu ifade eden Güneş, ''Başarısız olacağımıza şartlanmışlardı. İçlerinde bir iddia vardı ve bu iddia içerisinde davranıyorlardı. Mantık yoktu, ülke çıkarları yoktu, bakış açısındaki kriterler yanlıştı. Sadece 'Şenol başarısız olsun' düşüncesiyle hareket edenler vardı. Benim duruşum hiç değişmedi, o gün de aynı, bugün de aynı. Bugün itibariyle de aynı yanlış yapılıyor'' diye konuştu.



''BARCELONA, TÜRKİYE'DE, BARCELONA GİBİ OYNAYAMAZ''

Takımda Alanzinho ve Yattara'nın aynı 11'de oynamasının eleştirildiğini kaydeden Güneş, şöyle devam etti:

''Alanzinho, Jaja, Yattara gibi oyuncuların koşu ve yardımlaşma anlamında mesafe alması lazım, doğru. Ama ben bu üç oyuncunun yanı sıra Colman ve Engin'in de aynı onbirde oynayabileceğini düşünüyorum. Fakat bu bir süreç. Bütün bunların kurgulanması ve uygulanması çok zaman alıyor. Colman ve Selçuk artık savunmanın önünde oynuyor ve bu sistem oturdu. Biz de bunları deneyerek yapıyoruz. Kitapta Selçuk ve Colman'ın yan yana savunmanın önünde oynayacağı bir kalıp halinde yazmıyor. Uyguluyorsunuz, tutuyor. Ama bazen de canınız yanıyor. Mesela bir ara Yattara, Umut, Jaja, Alanzinho, Selçuk ve Colman'la oynadık ama o maçta Selçuk ve Colman'ın çok iyi oynamaması, Alanzinho ve Yattara'nın da defansif olmaması topa sahip olmayı azaltmıştı. Tüm yetenekli oyuncuları güçlü hale getirip bir arada oynatabilirsiniz. Barcelona böyle oynuyor işte. Ama oraya çıkmak için adamlar 10 sene, 20 sene çalıştı. Bana 'iki ayda bunu yap' diyorlar. Hem bunu yap, hem maçı al, hem oyuncu yetiştir, hem de para harcama. Çok komik bir ülkeyiz. Barcelona bugün hazır kadrosuna en pahalı oyuncuyu katabiliyor. Sen de alttan bir oyuncuyu alacaksın ve çok iyi bir iş çıkartacaksın. Olayın bütününe bakmıyoruz bir türlü. En iyi oyuncuları alalım, bu düzende yine mümkün değil. Barcelona'nın bütün oyuncularını alın Türkiye'ye getirin, yine Barcelona gibi oynayamazlar.''

Bunun nedeninin düzenin olmamasından kaynaklandığını ifade eden Güneş, ''Oyuncuyu aldıktan sonra parasını tarihinde veriyor musunuz? Vermiyorsunuz. Niye alıyorsunuz o zaman o oyuncuyu? İlgimiz, övgümüz, her şeyimiz yanlış. Mesela bir oyuncumuz Raul'a karşı iyi oynadığında, dünyanın bütün forvetlerini tutar diyoruz. Ama o maçta Raul'un kötü oynayıp oynamadığına bakmıyoruz. Kriterlerimizin ne olduğu belli değil. Onun için bizim topyekün düşünce devrimi yapmamız gerekiyor'' dedi.

Güneş, bunları herkesin konuşması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

''Bunları ben konuşacağım, sen konuşacaksın, öteki konuşacak. Ama yine tek bir doğru yok. Futbolun güzelliği burada zaten. Bakın ben bunları söylüyorum ama bunların da hepsi doğru değil. Çünkü bir kadın diyor ki, 'Engin'e şans versinler, bu takımı alır götürür.' Diyelim ki şans verdim ve tuttu. O kadın da haklı o zaman. Futbol zaten o yüzden bu kadar fazla konuşuluyor. Barcelona Ibrahimovic'i bıraktı, Afellay'i aldı. Çünkü Ibrahimovic oraya uymadı. Geçmişte ben, Fatih Hoca, Mustafa Hoca gibi teknik adamlar 1990'lı yıllarda oyunculara güven verme açısından çok büyük mesafe aldık. Türkiye'nin çıkış nedenlerinden birisi de buydu. Önemli olan, oyuncu gruplarının kendisine güvenle oynayabilmesi. Ben şimdi de onu yapmaya çalışıyorum. Benim oyuncum genç takımdan gelip rahatlıkla pas yapabilmeli, rakibinden topu almaya çalışmalı. Gücü yettiği kadar, ama yapmalı. Benim başarım o işte. Herkes için şampiyonluk önemli, benim içinse bir araç. Ama bu, 'ben şampiyonluk istemiyorum' anlamına gelmiyor. Şunu vurgulamak istiyorum, şampiyon olsak da olmasak da ben bunu yapmalıyım. Bunu sadece benim değil, herkesin yapması gerekiyor. O zaman bir yerlere gelebiliriz. Çünkü eğitimi gerçekleştiriyorsunuz. İşte o zaman yanlış yapan gidecek, doğru yapan kalacak ve rekabetle ortaya iyi işler çıkacak. Peki, şimdi ne yapılıyor? Ben takımın başına geliyorum, iyi oynamayanı gönderiyorum, yerine yenisini alıyorum, 'Bu takımdan bu kadar olur' diyorum. Bu da bir yöntem işte.''

Türkiye'de altyapıdan fazla oyuncu yetişmediğini söyleyen Güneş, ''Maalesef sadece Trabzonspor'da değil Türkiye'nin her yanında aynı durum var. Yıldız oyuncu çıkmıyor. Net cevabını bilmiyorum ama irdelenmesi gerekiyor. Bir tarafında tesisler, eğitim, organizasyon, malzemeler çok iyi olmasına rağmen mevcut düzen içerisinde kaynaklar iyi değil. Bugün aileler çocuklarının futbolcu olmasını istiyor ama oynasın diye değil, para getirsin diye istiyor. Baskı yapıyorlar. Bu çok yanlış'' dedi.



Kaynak:Habertürk