1 Ağustos 2010 Pazar

İşte Sergen'in son şakası!

Futbolculuğu döneminde büyük beğeni toplayan sonrasında yorumculuğa ve yazarlığa başlayan Sergen Yalçın nevişahsınamünhasır tarzını her zaman göstermiştir.

Prag'daki Plzen maçına giden ve orada İbrahim Üzülmez'le görüşen efsane isim ile kaptan arasında geçen diyaloğlarda ikinci bölümü açıklıyoruz. Lafını hiç esirgemeyen ve ne düşünüyorsa söyleyen Sergen Yalçın bir dönem beraber oynadığı Üzülmez'e "Kaç para alıyorsun? Ben senden daha fazla kazanıyorum televizyondan" dedi. Sonrasında Tayfur Havutçu ve İbrahim Üzülmez'le beraber fotoğraf çektiren Sergen "Bunlar benim ileride yardımcı antrenörlerim olacak" diye takıldı. Gayet samimi bir ortamda geçen görüşmede İbrahim Üzülmez'in yanıtı "Kim kimin yardımcısı olacak görürüz" dedi. Sergen sonrasında "Şaka bir tarafa ileride inşallah Beşiktaş'ta biraraya geliriz. Tayfur hocamızın kalitesini konuşmaya gerek yok" ifadesini kullandı.

Q7'DEN ŞİKAYETÇİ OLDU
Saha dışı sohbeti saha içine götüren Sergen Yalçın, İbrahim Üzülmez'e Quaresma ile ilgili uyarılarda da bulunarak "Çok kaliteli ve yetenekli bir oyuncu ama kendi başına oynuyor. Geriye yardımcı olmuyor. Sen kaptansın uyarsana onu" dedi. Kaptan ise Q7'nin takıma yeni adapte olduğunu ve ilerleyen dönemde daha iyi olacağını söyledi.

SERGEN NE YAPMIŞTI?
Prag'da İbrahim Üzülmez'i önce çok sinirlendiren sonra da güldüren bir olay yaşandı. Kartal'ın unutulmaz futbolcularından Sergen Yalçın, NTVSPOR'a yorumculuk yapmak için Viktoria Plzen maçına gitti. Sergen Yalçın maç öncesi Siyah-Beyazlılar'ın soyunma odasına gitti. İbrahim Üzülmez'in oturduğu sandalyeye "Yeter artık İbo bırak" yazılı mesaj bıraktı. Bunu gören İbrahim Üzülmez notu okuyup şok geçirdi. Bunun kim tarafından yazıldığını araştıran Üzülmez, malzemeci Süreyya Soner'e sordu. Süreyya da sıkışınca "Sergen geldi yazdı" dedi.

HTSPOR / Kartal YİĞİT


Kaynak:Habertürk

"Benim için önemli olan..."

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, futbol anlayışıyla ilgili olarak, kendisi için göze hoş gelen oyunun daha önemli olduğunu söyledi.

Hollandalı çalıştırıcı, Galatasaray Dergisi'nin ağustos ayı sayısında yer alan röportajında, kariyeri boyunca güzel futbol için çalıştığını dile getirirken, ''Benim için önemli olan güzel futbol oynamak. Futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerim boyunca sürekli olarak bunun için çalıştım. Futbolun halk için oynandığını düşündüm. Türkiye'de ise sonuç almak, insanlara her zaman daha çekici geliyor. Burada netice öne çıkıyor, oynadığınız futbol değil. Ancak iyi futbol oynarsanız, o anlayışın devamı gelir. Bu gelecek için bir yatırımdır. Teminattır bir anlamda. Bugün rakip ağlara gitmeyen top, ilerleyen zamanda sizi istediğiniz sonuca ulaştırabilir. Önemli olan futbola bakış açısı ve mentalite'' diye konuştu.

Geride kalan sezonda yaşanan başarısızlık konusunda, ''Gelen oyuncular, sakatlanan futbolcularımızın yerlerini dolduramadılar. O yüzden bazı sorunlar yaşadık. Bizim isteğimiz her zaman hücum futbolu tabii. Aynı futbol modeliyle oynamaya çalıştık'' ifadelerini kullanan Rijkaard, oyun planlarını üzerlerine kurdukları isimlerden Harry Kewell ile Milan Baros'un eksikliklerini telafi edememiş olmalarından yakındı.

''NEILL VE CANA'NIN TRANSFERİ TÜRK FUTBOLUNUN YAPISIYLA İLGİLİ''
Frank Rijkaard, Türkiye'de fizik gücüne dayalı bir futbol oynandığını kaydederken, Lucas Neill ve Lorik Cana'nın transferlerinin bu yapıyla ilgili olduğunu aktardı.

Süper Lig'in karakterine daha fazla uyum sağlayabilmeleri için bazı hamleler yapmaları gerektiğini dile getiren Rijkaard, ''Lucas Neill ve Lorik Cana'nın gelmesi de Türk futbolunun bu yapısıyla ilgili. Takımdaki mücadele gücünün artması için böylesi oyunculara ihtiyacımız vardı'' dedi.

''MEHMET BATDAL'IN BAŞARILI OLMASINI İSTİYORUZ''
Yeni sezon kadrosuna değinen Hollandalı çalıştırıcı, takımda Milan Baros, Mehmet Batdal ve Harry Kewell'dan oluşan bir forvet hattı bulunduğunu kaydederken, hem bunun kendileri için daha çok alternatif anlamına geldiğini belirtti, hem de genç oyuncu Mehmet Matdal'dan olan beklentilerini aktardı.

Yaptığı değerlendirmede Mehmet Batdal'a geniş yer ayıran Rijkaard, ''Kendisi genç bir oyuncu. Bizim katkılarımızla seviye atlayarak Galatasaray için uzun yıllar emek sarf etmesini umuyorum. Fiziksel olarak çok kuvvetli. Bunu gayet rahat görebiliyorsunuz. Ayaklarını oldukça iyi kullanabiliyor. Boyuna göre ise son derece esnek ve yumuşak bileklere sahip. Daha önemlisi, etrafında bulunan arkadaşlarına hakim olabiliyor. Takımımıza çok büyük katkılar sağlayabilir. Ancak çalışması lazım. Şu an için gayet iyi gidiyor. Biz de onun başarılı olmasını istiyoruz'' şeklinde konuştu.


Kaynak:Habertürk

Huzurlarınızda Markus Merk!

Nasıl bu kadar genç ve dinç kaldınız? Kesinlikle ilk sorum bu, başarıları falan değil. “Yedi gün üst üste evde oturma, arada tırman, dal, hep farklı insanlarla farklı şeyler yap, sen de 20’sinde gösterirsin” diye cevap veriyor. Öyle mi Markus Merk; “1992’de Polonyalı Ogün’ün kafasına şut çekerken ve sekiz dakika duran maç giderken dalıyordun herhalde” demek istiyorum. Yok canım, der miyim... Hem Beşiktaş’ın Liverpool’dan dokuzuncu golü yememesi de onun kıyağı (Kesin Çarşı’dan dayak yiyeceğim). Olan olmuş, o artık misafir. Lig TV’de pazartesi geceleri yayınlanan Maraton’da Şansal Büyüka’nın partneri. Okuyacağınız da Türkiye’de verdiği ilk röportaj...

* Üç kez yılın hakemi seçildiniz, dünyanın en iyilerindensiniz. Hakemliği bırakma sebebiniz sadece yaş haddi mi?

Bıraktığımda 46’dıydım. Bir yıl daha devam edebilirdim ama Bundesliga’da her duyguyu öyle yoğun yaşadım ki, artık başka alanlara yönelmek istedim.

* Neden Alman kaleci Oliver Kahn’ın jübilesinde bıraktınız mesleği?

Onunla futbola birlikte başladık ve 20 yıl sahalarda birlikte ter döktük. “O zaman beraber nokta koyalım” dedik.

* Hiç tereddüt etmeden düdüğü çalıyorsunuz. Bunun “Alman disiplini” gibi basit bir açıklaması mı var; yoksa his, refleks, engin futbol bilgisiyle mi ilgili?

Almanlar disiplinlidir, doğru. Ama bizim meslekte saygı görmek istiyorsanız kararlı olmalısınız. Fakat bu kararlılığı hayatın başka alanlarına yansıtamadım.

* Ne gibi? “Sarışın mı, esmer mi” gibi mi?

İlk günden bütün sırlarımı vermeyeyim. İşimin aksine, özel hayatımın ciddiyetsiz olması için çabaladım. Tabii sorumluluk duygumu kaybetmedim.

* Nasıl olsa artık hakem değilsiniz, Türk halkının da ağzı sıkıdır, soruyorum: A takımı çok iyi oynuyor, faul yapmıyor ama gol atamıyor. B takımı hiç centilmen değil ama attığı, kaleye giriyor. Hafiften A’yı kayırdığınız oldu mu?

Hiç yapmadım. Çok sık duygu patlaması yaşayan bir insanım, ama tarafsızlığın bir kere bile belli olursa insanların bakışı değişir.

"YEŞİL SAHADA KİMSE TANRI DEĞİLDİR"

* Artık futbol sadece futbol değil. Sponsorluklar, reklamlar derken inanılmaz paralar dönüyor. Ve hakemin bir düdüğü her şeyi değiştirebiliyor. Hakem Tanrı mıdır?

Futbolcu bir sonraki hafta iyi oynayıp telafi eder, ama hakemin kararları bir kulübün geleceğini etkiler. Bu tabir futbolcu için de kullanılır, son dakikada galibiyet golü attığında mesela. Ama hakem kesinlikle Tanrı değildir. Sahada kimse Tanrı değildir.


* Yeni tartışmalar var: Altı hakem olsun mu, teknoloji futbolla iç içe girsin mi? Siz ne diyorsunuz? İngiltere’nin verilmeyen golü verilir miydi bu durumda?

Almanya’da bu konularla ilgili en yoğun çalışmayı yapan eski hakemlerden biriyim ama bunları şimdiden konuşmak sadece kafa karıştırır. Almanya-İngiltere maçında beşinci hakem golü görebilirdi de görmeyebilirdi de. Aynı şey dört saat sonraki Arjantin-Meksika maçı için de geçerli. Teknoloji-insan karışımının iyi tutturulması gerekir.

* Hangi dünya derbisini yönetmek isterdiniz; Boca Juniors-Liver Plate, Roma-Lazio, Celtic-Rangers, Madrid-Barcelona? Fenerbahçe-Galatasaray da bu listede ama onu sormuyorum artık.

Hepsi acayip maçlar, ama Celtic- Rangers ilgimi çekti.

* Kamerunlu Foe sizin yönettiğiniz maçta kalp krizi geçirip öldü. Ne hissettiniz?

Önce şunu söyleyeyim; Almanya’da kimsenin sormadığı bu soruyu, Türkiye’de benimle her tanışan merakla sordu. Hayatımın en ağır olayıydı. Tabii ki benim hatam değildi ama bu olay futbola bakışılı değiştirdi; o güne kadar futbol benim için pozitif ruhtu. Maçtan 10 dakika sonra duydum. “Neden futbolcu, hakem olunur” dedim içimden. Altı ay boyunca her bitiş düdüğünde aklıma geldi. Bunu yaşadığım hiçbir olayla karşılaştıramam.

"MESUT ARDA'DAN DAHA ŞANSLI OLABİLİR"

* İngiliz futbolcu Gary Lineker “Futbol çok basit bir oyundur, Almanlar kazanır” demişti yıllar önce. Öyle midir?

Söylediği, İngiltere-Almanya maçları için geçerli. Bakınız son Dünya Kupası maçı. Yoksa İspanya değil Almanya şampiyon olurdu.

* Şampiyon İspanya’ya elendiniz ama...

Futbolda sonsuz başarıya inanmıyorum. Almanya 1998, 2000 ve 2004’te kötüydü. Şimdi gençlerle tekrar başarı yakaladı. Kaptan Ballack sakatlandı, kadroya bile giremedi. Ona rağmen, turnuvanın en güzel maçları Almanların oynadıklarıydı.

* Bu arada, daha önce hiç olmadığı kadar yabancı asıllı futbolcu var Alman Milli Takımı’nda; Türk Mesut, Ganalı Boateng, Polonyalı Podolski...

Buna Almanya’da kimsenin kafa yorduğunu zannetmiyorum. Kendini Alman gibi hisseden herkes milli takımda oynar. Ayrıca Mesut’un Alman Milli Takımı’nda olmasından dolayı mutluyuz.

* Nasıl buluyorsunuz onu?

Dünya çapında bir yıldız olabilecek tüm özelliklere sahip. Üstelik de yolun başında. Ama gençler bazen yükü taşıyamıyor ve varken yok olabiliyorlar.

* Arda, Almanya’da Türkiye’de olduğundan daha mutlu ve başarılı olur muydu?

Sorunlarını tam olarak bilmiyorum ama Almanya’da basın buradaki kadar futbolcuların üzerine gitmiyor. Mesut daha şanslı olabilir. Çevren ne kadar düzgün olursa o kadar başarılı olursun.

* Türkiye’ye gelmeyi neden istediniz?

Türk futbolu her zaman ilgi alanımdaydı. Ama iş aramıyordum. Burada çalışmak benim için çok sıradışı bir deneyim olacak. Duygusal açıdan Almanya’dakinden çok farklı bir taraftar var. Hakem olarak değil de, farklı bakış açısıyla büyümüş biri olarak Türk futboluna renk getireceğimi düşünüyorum. Ama “Neden burası” dersen; karşılıklı güven. Burada olduğuma çok memnunum.

"ÇAPKINLIK YAPMAM"

* Dünya Kupası’nda Özbek hakem bile vardı, Türk yoktu. Neden?

FIFA’nın listesine girdikten beş yıl sonra büyük maçlar veriliyor. Geçen sene bir Türk hakeme UEFA yarı finali verildi. Bu devam edecek. Özbek hakem kusursuzdu ayrıca.

* Türk hakem arkadaşınız var mı?

Benim gibi bir insanın asla dostu olmaz. Şaka şaka, artık olacak. Turkcell Süper Lig bence Avrupa’nın en büyüklerinden ve her iyi ligin iyi hakemlere ihtiyacı var. Hakemlere güvenin ve toleranslı davranın, başarı gelecektir.

* Bizde futbolcular her kritik karardan sonra hakemin etrafını sarar. Maçtan sonra TV programları epey hararetli geçer.

Bazen bir işe hiçbir ayrıntı bilmeden başlamak daha iyidir.

* Yabancı transferler Boğaz, gece hayatı ve güzel kadınlara çabuk kapılıyor...

Pazartesi yayına gelip salı dönüyorum. Hem istesem de yapamam, hem çapkın değilim. Ama hiç bilemezsin bu işleri değil mi?


Kaynak:Habertürk

İşte Trabzon'un B planı!

Trabzonspor yönetimi teknik direktör Şenol Güney'in ısrarla istediği golcüyü alabilmek için çalışmalarını çok yönlü olarak sürdürüyor.

Bonservisi İspanya'nın Villareal takımında olan ve geçen sezon küme düşen İngiltere'nin Hull City takımında forma giyen ABD'li forvet Jozy Altidore'den cevap bekleyen Bordo-Mavililer, transferde aksilik çıkma olasılığını düşünerek B planını da devreye soktu. Başkan Sadri Şener, "Altidore'nin oynadığı İspanyol kulübü Villereal ile anlaştık. ABD'li oyuncuyla da temaslarımız sürüyor. Bugün-yarın bu transfer netleşecek. Problem yok gibi gözüküyor ama biz yine de "Ne olur ne olmaz" diyerek İngiltere'nin Bolton Wanderers kulübünde oynayan Johan Elmander'e için teklifimizi yaptık. Beklemedeyiz" dedi.

Şener, mutlaka bir golcü alacaklarının altını çizerek, "Elmander de olmazsa C, D, E planlarımız da hazır" diyerek taraftarlardan sabırlı olmalarını istedi. Bordo-Mavililer'in bonservisi 6 milyon Euro olarak belirlenen 29 yaşındaki İsveçli golcü için formasını giydiği İngiliz Premier Lig ekibi Bolton Wanderers'e 5 milyon Euro önerdiği ve "Futbolcuyla anlaşırsanaz bizim aramızda sorun çıkmaz" cevabı aldığı öğrenildi. Karadeniz Fırtınası'nın Elmander'le anlaşma sağlayabilirse transferi hemen bitireceği öğrenildi. Teknik direktör Şenol Güneş'in de İsveç Milli Takımı'nında formasını giyen 1.88 metre boyundaki forvete onay verdiği öğrenildi.

HTSPOR / ÖZEL HABER / Haluk AYYILDIZ


Kaynak:Habertürk

Son bomba Garcia!

Beşiktaş'ta forvet konusunda farklı farklı isimler gündeme gelirken Bernd Schuster eski öğrencisiyle temasa geçti.

spanya 2. Lig ekibi Real Betis'in yöneticilerinden Luis Oliver, golcü oyuncuları Sergio Garcia'nın Beşiktaş'a yakın olduğunu ifade etti. İspanya'nın Sevilla bölgesinde yayın yapan ABC gazetesine verdiği röportajda Oliver, Garcia'nın Schuster'le görüştüğünü itiraf etti. Sergio Garcia'nın takımda kalmasını istediklerini ifade eden Oliver, "Ancak Garcia, Schuster'le görüştü ve bu yüzden çok memnundu" diye konuştu. Alman teknik adamın 2004-05 sezonunda Lavante'den öğrencisi olan Garcia'yı ikna ettiği şimdi sıranın kulüpler bazında anlaşmaya geldiği vurgulandı.

Beşiktaş'la ismi daha önce de anılan Sergio Garcia, Barcelona altyapısında yetişti ve 2008'den bu yana Betis forması giyiyor. 27 yaşındaki oyuncu geçtiğimiz sezon 34 maçta 13 gol atmıştı. Başarılı oyuncunun bu sezon da İspanya İkinci Ligi'nde mücadele edecek olan Real Betis'te kalmaya pek sıcak bakmadığı biliniyor.

HTSPOR / Ulaş GÜRŞAT


Kaynak:Habertürk

Baba harçlığıyla rekora!

Atletizmde 400 metre Türkiye rekortmeni Serdar Tamaç, dünya şampiyonluğu hedefine ulaşmak için emekli babasının sponsorluğunda çalışıyor.

Tamaç, atletizme ilk başladığı yıl dünya şampiyonasına gittiğini ve bir sezonda 45 rekor kırdığını belirterek, geçen kış Viyana Klasik Salon Şampiyonası'nda 400 metrede salon rekorunu kırdığını söyledi.

Sponsor bulamadığı için yaşadığı maddi sıkıntılar ve buna bağlı moral bozukluğu nedeniyle dünya şampiyonası barajını 8 saliseyle kaçırdığını dile getiren Tamaç, Atletizm Federasyonu'nun da kendisine destek vermediğini savundu.

Kendi imkanlarıyla bir yere kadar gidebildiğini anlatan Tamaç, şöyle konuştu:

''Spora futbolla başladım. Alt yapım futbol ve yaklaşık 7-8 yıl oynadım. 2003 yılı sezon bitiminde dizimden yaşadığım bir sakatlık nedeniyle futbola bir süre ara vermek zorunda kaldım. O dönem sakatlığım geçtikten sonra koşularla atletizme başladım. Beni keşfeden şimdiki antrenörüm Mehmet Ay, süratli olduğumu düşündü ve bu spora başlarsam sprint branşında tüm Türkiye rekorlarını kırabileceğimi söyledi ve dediği gibi oldu. Yaklaşık 5-6 ay çalışıp dünya şampiyonasına gittim. İlk rekorumu, gençlerde kırdım. Barajı aşarak dünya şampiyonasına gittim. 200 ve 400 metrede Avrupa gençler şampiyonu oldum.''

Tamaç, 400 metrenin atletizmde çok zor bir branş olduğunu ve bu branşta çok ciddi işler başardığını bildirdi.

Bugüne kadar ciddi rekorlar ve dereceler elde ettiğini ve devamını getirebilmek için de mücadele verdiğini vurgulayan Tamaç, ''Dünya arenasında bir altın madalya kazanmak istiyorum. Her sporcunun bir hedefi olduğu gibi, benim de tek hedefim bu olacak. İnşallah bunu 2012 Londra Olimpiyatları'nda başaracağım'' dedi.

"TÜRKİYE'DE BİREYSEL SPORLARA DEĞER VERİLMİYOR"
Bireysel sporlarda, özellikle atletizme Türkiye'de gerekli değerin verilmediğini savunan Tamaç, insanların bu sporla ilgili çok fazla bilgilerinin de olmadığını söyledi.

En büyük eksiğinin sponsor desteği olduğunu ifade eden Tamaç, sezona başlarken en büyük hedefinin dünya şampiyonasında madalya kazanabilmek olduğunu, ancak sponsor desteği olmadığı için, kendi imkanlarıyla başarılı olamadığını anlatarak, şöyle devam etti:

''Geçtiğimiz kış birçok yarışa katıldım. 13-14 ülke gezdim ve bunların maliyeti çok yüksek oldu. Gittiğim ülkelerin uçak ve otel paralarının çoğunu ailemden, bir kısmını da antrenörümden aldım. O yüzden sponsor desteği olmadan bu iş yürümez. Bu spora başladığımdan beri en büyük sponsorum babam. Yeni sezonda hedefim Avrupa salon şampiyonasında madalya kazanmak olacak. Bunun için de hala daha sponsor arayışındayım. Eğer bir sponsor bulabilirsem de o yarışmadan da altın madalya kazanıp geleceğimin sözünü verebilirim.''

Bir dünya şampiyonasına ya da olimpiyatlara katıldığında en büyük rakibinin Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu atlet Jeremy Wariner olacağını kaydeden Tamaç, ''Wariner, 400 metrede dünyanın lideri. Tabii ki her fırsatta rakibiz. Yarışma fırsatımız olursa da bunu daha iyi göreceğiz'' şeklinde konuştu.

"BANKA KREDİSİYLE ŞAMPİYONAYA GÖNDERDİM"
Türkiye rekortmeninin babası, Devlet Su İşleri'nden emekli Hasan Tamaç, insanın ne olursa olsun bir işi yaparken kafasının rahat olması gerektiğine dikkati çekti.

Oğluna spora başladığından beri hep destek olduğunu vurgulayan Tamaç, şöyle dedi:

''Ben bir memur emeklisiyim. Elime geçen para da belli, evimin giderleri de. Ona rağmen, gittiği yarışlarda Serdar'a hep destek oldum. Borçla, harçla, banka kredileriyle desteğimi esirgemedim. Türkiye'de bir tane Serdar Tamaç, bir tane 400 metre rekortmeni var. Eğer varsa onun gibi bir atlet, o zaman desinler ki, kusura bakma senden daha iyisi var. Buna devletimiz, federasyonumuz ya da iş adamlarımız destek olmazsa bir baba ve bir antrenörle bu iş olmaz. Ondan sonra diyoruz ki, sporumuz ilerlemiyor. Destek olmadan sporun ilerlemesini nasıl bekleriz. İtalya'ya dünya şampiyonasına gitti ve orada gençler dünya 5'incisi oldu. Ama bunların hiçbirinde ne devlet ne de sponsor desteği var. Hep benim ve hocasının desteğiyle bir yerlere gelebildi. Çek Cumhuriyeti'nde yarışlara gidiyor ve oradan telefon açıp ''baba param bitti, burada mahsur kaldım''diyor. Biz de buradan uçak biletini alıyoruz, Türkiye'ye öyle gelebiliyor.''

Antrenör Mehmet Ay ise yarışlarda maddi sebeplerden ötürü Serdar'ın yanında olamadığını bildirdi.

Annesinin bileziklerini bozdurarak Serdar'ı müsabakalara gönderdiğini söyleyen Ay, ''Tüm bunlara karşılık Serdar da katıldığı yarışlardan hep birincilikle döndü. Bundan sonraki hedefimiz Avrupa'da kürsüye çıkmak. Çok küçük bir farkla barajı aşamadı, yoksa Serdar Tamaç da Avrupa'ya imzasını atacaktı'' dedi.


Kaynak:Habertürk

Turla da gel!

HTSPOR

Galatasaray'ın Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda OFK Belgrad karşısında yaşadığı 'elenme korkusu' transferi de olumsuz etkiledi. Yeni oyuncuları kadrosuna katabilmek için uzun bir süreden beri uğraşan Sarı-Kırmızılılar'da sportif direktör Adnan Sezgin, bu defa 10 numara transferi için Avrupa'da nabız yoklamaya başladı. Ancak Sezgin, bir süredir görüştüğü ve ismini sır gibi sakladığı yıldız oyuncuların menajerlerinden hiç beklemediği bir cevap aldı. Oyuncuların menajerleri vasıtasıyla Avrupa kupalarında oynamak istediğini belirterek, "Turu geçin, öyle görüşelim" diyerek süre istedi.

ŞAMPİYONLAR LİGİ NEYSE DE!
İşte yaşanan bu gelişme, Cimbom'un OFK Belgrad önünde aldığı şoke edici skorun, Avrupa'daki olumsuz tesirlerini de ortaya çıkarmaya başladı. Bir hafta önce Galatasaray'a olumlu cevap veren futbolcuların, şimdi Sarı-Kırmızılı kulübün Avrupa Ligi'nde bir üst tura geçmesini bekledikleri belirtildi. Avrupa arenasında forma giymek isteyen yıldız oyuncuların, zaten Şampiyonlar Ligi'nde oynamayacak bir takıma gelmek istememelerine bir de Avrupa Ligi'nde forma giyememe korkusu eklenince, transfer iyice zorlaştı. Galatasaray yönetimi bu durumda Belgrad maçını beklemeye başladı.


Kaynak:Habertürk

Çikolata tadı!

Artık Arap saçına dönen ve her geçen gün camiada sinirlerin gerilmesine neden olan Fenerbahçe'deki forvet arayışlarındaki belirsizlik sürüyor.

Bugünün teknik direktörü Aykut Kocaman'ın, sportif direktörlük görevini yaptığı dönemden bu yana Sarı-Lacivertliler'deki forvet arayışları sürüyor. İsimler belirleniyor, görüşmeler yapılıyor ama bir türlü son nokta konulamıyor. Bunun için de Fenerbahçe'deki belirsizlik güncelliğini korumaya devam ediyor.

Şu anda Kanarya'da belli olan tek bir şey var. O da Daniel Güiza'nın yerine alınacak olan yeni forvetin siyahi bir oyuncu olacağı. Fransa'ya adeta kamp kuran yöneticiler birbiri ardına görüşmeler yapıyor. Öncelikli ve en büyük hedef de herkesin bildiği gibi Rennes'de forma giyen Asamoah Gyan. Ganalı yıldız yeni bulunmuş bir isim değil. Aykut Kocaman'ın sportif direktör olduğu dönemden bu yana takip ettiği ve takıma alınmasını istediği bir yıldız. Gyan için son teklifini ileten Fenerbahçe yönetimi Rennes'in kararını bekliyor.

2. SIRADA NİANG VAR
Her ihtimali göz önünde bulunduran Fenerbahçe yönetiminin Asamoah Gyan'ın alternatifi olarak belirlediği isimler de siyahi oyuncular. Bunların en başında da Marsilya'da forma giyen Mamadou Niang geliyor. Tecrübeli golcü de Aykut Kocaman'ın aradığı forvet tipinde bir isim.

Şu anda Fenerbahçe'nin forveti olmaya aday öncelikli iki isim bunlar. Lyon'da forma giyen Gomis ve yine Marsilya'da top koşturan Brandau ise son seçenekler. Kısacası Fenerbahçe'nin siyahi bir forveti olacak bu belli ama kim olacak belli değil. Beklenti ise yarına kadar bu isimlerden birine imza attırmak.


Kaynak:Habertürk

R.Carlos Guti'yi anlattı!


Beşiktaş'an yıllığı 2.7 milyon Euro'dan 2 senelik anlaşma yaptığı Guti Hernandez transferi büyük ses getirmişti. Avrupa basını olaya geniş yer verirken Kartal, Quaresma'nı ardından dünyaca ünlü yıldızı da alarak hedef çıtasını yukarı çekmiş Siyah-Beyazlı kulüp adına dünyada önemli bir reklam yapmıştı. F.Bahçe'den ayrılan Roberto Carlos, Real Madrid'de 11 yıl birlikte oynadığı Guti'nin Kartal'a imza atmasını değerlendirdi:

Transfer sürecinde Guti ile Türkiye ve Beşiktaş adına herhangi bir görüşmem olmadı. Beşiktaş'a imza attığını internetten öğrendim. Türk futbolunu internetten yakından takip ediyorum. Açıkcası Guti'nin Beşiktaş'a gitmesine hiç şaşırmadım. Keza Quaresma da öyle. Çünkü Türkiye daha öncesinde yaptığı transferlerle yıldız oyunculara kapılarını açmıştı. Bana göre şu anda yapılan transferlere baktığımda Beşiktaş'ın çok iyi bir kadro kurduğunu düşünüyorum.

'TAM BİR TAKIM OYUNCUSU'
Herkes Guti için 'yıldız oyuncu' değerlendirmesinde bulunuyor ama bana göre o tam bir takım oyuncusu. Kariyerim boyunca birlikte oynadığım en teknik ve akıllı isimlerden birisi. Mevki olarak demiyorum ama bu özellikler anlamında '10 numara.' Onun Türkiye'ye alışma anlamında sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum. Sosyal olarak çabuk adapte olacaktır. Teknik direktörün Schuster olması da büyük avantaj. Ayrıca Beşiktaş taraftarının ilgi ve sevgisi de gerek Guti'yi gerekse Quaresma adına itici güç olacaktır. Çünkü futbolcular ilgi ve sevgi gördükleri yerde ellerinden gelenin en iyisini vermeye çalışır.

HTSPOR / TELE RÖPORTAJ / Senad OK


Kaynak:Habertürk

Galatasaray'dan bir halt olmaz!

Biraz tatil yapalım dedik, Galatasaray sayesinde burnumuzdan geldi.

UEFA ön eleme maçında kendi kendime sinirlenmenin dışında, gittiğim her yerde tanıyanlar soruyor, “Ne olacak bu Galatasaray’ın hali” diye.

Bir kere daha yazayım da, artık bu sıkıcı soruya yanıt vermek zorunda kalmayayım.

Hemen söyleyeyim.

Galatasaray’ın hali hiç iyi değil. Hatta rezalet ve yakın dönemde iyi olacağı falan da yok.

Çünkü bir kulübün hali, yönetiminin haliyle müsemmadır.

Bugün Galatasaray’da, değil Galatasaray çapında bir kulübü, Yeşildirekspor’u bile yönetemeyecek bir yönetim var.

Daha doğrusu yönetim bile yok.

Başkan Polat bütün otoritesini kaybetmiş durumda. Ne yönetimde, ne takım içinde hiçbir saygınlığı yok.

Yönetim içinde tam bir hizipleşme yaşanıyor.

Bir yanda Yiğit Şardan iplerin büyük bölümünü elinde tutuyor.

Diğer yanda Cemal Özgörkey, Şardan’a ve Polat’a isyan bayrağını açmış, alternatif bir yönetim oluşturmuş durumda.

Rahmetli Canaydın’ın miras bıraktığı Mehmet Helvacı, başka bir klik oluşturmuş.

Takımda tam bir başıbozukluk hâkim.

Futbolcular otobüsten inip taraftarla kavga ediyor, otobüste lafı geçecek bir yönetici yok. 20 yaşındaki
delikanlılar Allah’a emanet.

Başkan futbolcuları aleyhine konuşuyor, futbolcular sağda solda Başkan hakkında dedikodu yapıyor.

Kimsenin kimseye saygısı kalmamış.

Yeni stadın gelirlerinin büyük bölümü kasaya inmiş ama harcanmış bile.

Ciddi kaynaklar yaratılmış ama aynı kaynaklar ciddiyetsiz bir biçimde har vurup harman savrulmuş.

Bu havayla bu Galatasaray’dan hiçbir halt olmaz.

Geçen sezonu bile ararız.

Haberiniz olsun.


Kaynak:Habertürk